![]() |
|
|||||||
Yılmaz Erdoğan icinde yılmaz ergoğan şiirleri konusu , HEPSİ BU Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhabayı bıçaklar gibi ...
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#11 | ||
|
|
HEPSİ BU
Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhabayı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değişen ben değilim dönüşen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler... yani Ahmet Haşim in kafiyeleri... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar öyle uzaksın ki üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... işte hepsi bu kadar... | ||
|
|
|
| Sponsor Linkleri (Reklamlar) |
|
|
|
|
#12 | ||
|
|
YAĞDIKÇA...
Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü, Kavim göçlerinden bu yana ağlayan Ve durmadan Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler Çalan, çaldıran, yakalatan Adı bende gizli bir kadındı İstanbul Şehre bir yağmur yağdı Ben ağladım Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden Bir şehre yağmur yağdı Ben ağladım Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında Hangisi talandı demli öpücüklerin Ve buğularda yitirilen kimin adıydı Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu Soyulur muydu kabuğu hayatın Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı? Yağmur şehre bir yağdı Ben ağladım Ben ençok seni götürdüm giderken Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı Ben... Yağmur... Ağladım... | ||
|
|
|
|
|
#13 | ||
|
|
Sana Kalan Saz
sana yaralarýmdan çiçekler, ilk yardým geceler biraz da ve yangýnda kurtarýlmasý imkansýz acýlar býrakýyorum. seni özümün gizinde saklýyorum. bütün aþklarýmýn izlerini sayýklayarak ve aldatarak tüm sevdiklerimi, sana cinayetimin ipuçlarýný býrakýyorum. vasiyeti olmayan ölüler ülkesinden (türkülerin sýrtýndaki muamma!) yazýk bir nakarat býrakýyorum sana "ben sana gülüm demem gülün ömrü az olur" öç biter, biter þarký, yaz olur. | ||
|
|
|
|
|
#14 | ||
|
|
Sımsıcak damlıyor yanaklarından ayrılık Ayrılıktan da zor gelir insana bazı şeyler Bıraktıgın birçok hatıra sağda solda toplanmadı Unuttuğun bir fotoğraf var Bakmaya doyamadım Aşık olmak nedir diye bir merak vardı içimde Toz duman bir ateş oldum aşkı buldum sen diye Mutlu ol yeter ki Gittiğin yerde benden sonra Gelen yıllar seni benden alsalar bile Mutlu ol yeter ki Gittiğin yerde benden bir parça aşk olsun Katre olsun yeşil gözlerinde
__________________
İşte böyle gideceksin salına salına ardına baka baka
Kimi bekliyorsunda bakarsın ardında Demezlermi adama sen bir gurursuzu sevmedinki güzelim ki gelsin ardından O asilce sevdi ve asilce gitti Yaptığını cekeceğinden kuşkunmu vardıda şimdi elem içinde ağlarsın Görünen köy misali varmı ki gerek klavuza Şimdi yerli yersiz ağlma vaktidir Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir Alacağın cevabı ben söyleleyim güzelim ‘BİLMİYORUM’ diyecekler Kimin gücü yeterki zamanı geri çevirmeye Öyleyse sen sadece susmayı dene İlk gittiğin gibi Güçlü sansınlar seni bu beni daha mutlu eder Bir çaresizimi sevmişim dememem için Sen öyle olmasanda ve ben gitsemde sen güçlüymüş gibi yap Şimdi hoşça kal deme zamanı ama sen hoşça kalmayı bile hak etmiyorsun Sevmenin ve sevilmenin hakkını verebilenindir o Sana söylenecek son bir sözüm var Bu ömrü sevgiye hasret bir mecnun misali yaşaman dileğiyle | ||
|
|
|
|
|
#15 | ||
|
|
İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra.
Kaybetmek zormuş. Oysa ne kadar da kolaydı sevdalanmaya çalışmak. Aslında yoktun ya başta. Niye o yokluk şimdi anlamsız bir boşluk yaratıyor. Beni hayata bağlayan şeyler dönüp arkalarını gittiler. Hayat dedim de, üç beş kırık dökük kelimeyle anlatmaya çalıştığım herhangi bir şey. Hayat sana yakın, benden uzak şimdilerde. Nefes almak güç müydü eskiden. Yokluk, sensizlikle eş anlamlı değildi. Öncesi ve sonrası kayıp bir duygu bu. Unutmaktan bahsediyor şimdi içimde hareket halindeki yalnızlık. Öfke var birde ara sıra çıkıp gösteriyor kendini. Baktığım yerler boşluk. İçimden ağlamak gelmiyor. Gözyaşı yok. Düğümlenmiş boğazım. Sevdaya yakındı adın önceleri. Şimdi perişan halim seni sıradanlaştırıyor. Her şey koca bir yokluk. Peki var olan ne? Nedir şimdi yaşamak dediğin. Ya sevmek gerçekten eskiden kalma bir yalan mı. Düşlemeye bile korkuyorum seni. Şimdi sen gidiyorsun. Git. Kal diyemem. Tükettiklerim acıya yakın. Özlemlerim maskeli. Gözlerimde sisli bir şehir. İçimde yıkılıyor mabetler. Yüreğim enkaz. Şimdi sen gidiyorsun ya Boşlukta dağılıyorum ben.
__________________
İşte böyle gideceksin salına salına ardına baka baka
Kimi bekliyorsunda bakarsın ardında Demezlermi adama sen bir gurursuzu sevmedinki güzelim ki gelsin ardından O asilce sevdi ve asilce gitti Yaptığını cekeceğinden kuşkunmu vardıda şimdi elem içinde ağlarsın Görünen köy misali varmı ki gerek klavuza Şimdi yerli yersiz ağlma vaktidir Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir Alacağın cevabı ben söyleleyim güzelim ‘BİLMİYORUM’ diyecekler Kimin gücü yeterki zamanı geri çevirmeye Öyleyse sen sadece susmayı dene İlk gittiğin gibi Güçlü sansınlar seni bu beni daha mutlu eder Bir çaresizimi sevmişim dememem için Sen öyle olmasanda ve ben gitsemde sen güçlüymüş gibi yap Şimdi hoşça kal deme zamanı ama sen hoşça kalmayı bile hak etmiyorsun Sevmenin ve sevilmenin hakkını verebilenindir o Sana söylenecek son bir sözüm var Bu ömrü sevgiye hasret bir mecnun misali yaşaman dileğiyle | ||
|
|
|
|
|
#16 | ||
|
|
YAŞAYABİLME İHTİMALİ
soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra... Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık... Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi... Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim... (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...) Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu... Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri... Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim... Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım... çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece... sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun... Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde... Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu... Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum... Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini... Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü... Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği... Otobüs oluyordum bir süre... Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde... Otobüs oluyordum... Bir ülkeden bir iç ülkeye... Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum... Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin... Korkuyordum... Sonra iniyordum otobüsten... Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum... Çünkü sonunda annem oluyordum babam kokuyordum sonunda... Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan... Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında... Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında... Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim... Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
__________________
İşte böyle gideceksin salına salına ardına baka baka
Kimi bekliyorsunda bakarsın ardında Demezlermi adama sen bir gurursuzu sevmedinki güzelim ki gelsin ardından O asilce sevdi ve asilce gitti Yaptığını cekeceğinden kuşkunmu vardıda şimdi elem içinde ağlarsın Görünen köy misali varmı ki gerek klavuza Şimdi yerli yersiz ağlma vaktidir Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir Alacağın cevabı ben söyleleyim güzelim ‘BİLMİYORUM’ diyecekler Kimin gücü yeterki zamanı geri çevirmeye Öyleyse sen sadece susmayı dene İlk gittiğin gibi Güçlü sansınlar seni bu beni daha mutlu eder Bir çaresizimi sevmişim dememem için Sen öyle olmasanda ve ben gitsemde sen güçlüymüş gibi yap Şimdi hoşça kal deme zamanı ama sen hoşça kalmayı bile hak etmiyorsun Sevmenin ve sevilmenin hakkını verebilenindir o Sana söylenecek son bir sözüm var Bu ömrü sevgiye hasret bir mecnun misali yaşaman dileğiyle | ||
|
|
|
|
|
#17 | ||
![]()
|
Bu Yol Nereye Gider
bir kuğunun boynuna dokunurken… yol bir yere gitmez içerde düz saçlara uğrar ayak üstü bir akşamüstü her plansız ürperişin sonu hüsran ve hüsran çok sanat müziği bir kelimedir yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir yol yoluyla gidebilir yare yoldan çıkabilir apansız ve ömür bitebilir yoldan once ama yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir yaşamak hızlı bir ölme biçimidir düşünce ışıktan yavaşsa erken gidilmelidir gerdan sözcüğüne bir kuyumcuda da rastlayabilirsin bir kasapta da kalbin sızlamaz bir kuzu yüreğini vitrinde görünce o bir beslenme biçimidir ama korkarsın kurdun sevdiği havadan ayakkabı yaparsın yılandan yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir her garantiyi istersin hayattan oysa ölümle yaşam arası uzun malum ince bir yol bir yere gitmez o bir ölme biçimidir iyi yolculuklar denmez bir gidene yapılamaz çünkü çok yolculuk bir seferde yolcu denmez her gidene herkes o yolun taraftarı olmayabilir hiç bir sürgün gittiği yolu sevmez mesela yol bir yere gitmez o bir susma biçimidir soğuk bir taşıtın uğultusunda Yılmaz Erdoğan
__________________
![]() | ||
|
|
|
|
|
#19 | ||
|
|
ben tesekkur edrım yamur katkıda bulunmusun eyer kı daha fazlasını da burda bızım le paylasırsan sevınırım
şiir dedigin kimin içindir MUSTAFA (...)
__________________
İşte böyle gideceksin salına salına ardına baka baka
Kimi bekliyorsunda bakarsın ardında Demezlermi adama sen bir gurursuzu sevmedinki güzelim ki gelsin ardından O asilce sevdi ve asilce gitti Yaptığını cekeceğinden kuşkunmu vardıda şimdi elem içinde ağlarsın Görünen köy misali varmı ki gerek klavuza Şimdi yerli yersiz ağlma vaktidir Çevrene ne yapacağım diye sorma vaktidir Alacağın cevabı ben söyleleyim güzelim ‘BİLMİYORUM’ diyecekler Kimin gücü yeterki zamanı geri çevirmeye Öyleyse sen sadece susmayı dene İlk gittiğin gibi Güçlü sansınlar seni bu beni daha mutlu eder Bir çaresizimi sevmişim dememem için Sen öyle olmasanda ve ben gitsemde sen güçlüymüş gibi yap Şimdi hoşça kal deme zamanı ama sen hoşça kalmayı bile hak etmiyorsun Sevmenin ve sevilmenin hakkını verebilenindir o Sana söylenecek son bir sözüm var Bu ömrü sevgiye hasret bir mecnun misali yaşaman dileğiyle | ||
|
|
|
|
|
#20 | ||
![]()
|
çok güzel bu adam işi biliyor şu anda da onu dimliyorum
teşekkürler
__________________
![]() sustum..sustum...sustum... ...yoruldum,çok yoruldum...yüreğim imza taşımaz oldu... ... σуυη¢αкℓαяı вıяαкıρ уüяєкℓєяℓє σуηαуαℓı,σуυηℓαяıη α∂ı "αşк" кαℓ∂ı...вєηѕє çσ¢υк.../.уα υмυтℓαя∂α вιтєяѕє.../ ![]() | ||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ergoğan, yılmaz, şiirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|