![]() |
|
|||||||
Ümit yaşar OĞUZCAN icinde Ümit Yaşar Oğuzcan konusu , BİLİR MİSİN? Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup ...
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#11 | ||
|
|
BİLİR MİSİN?
Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup kalır hayallerin Planların, kaçışın, kurtuluşun Ve deler sevgi dolu yüreğini Sevgi bilmeyen bir kurşun. Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin? Batan bir gemiye el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir tahta parçasını tutamamak, Nedir bilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır Bütün benliğini sarar, ısıtır. Her gülüşte yeniden doğarsın Ve bin kere ölürsün her iç çekişte Nasıl anlatsam bilmem ki. Yani 'sevmek' işte. Duymak nedir bilir misin? Duymak, ama anlatamamak Çemberini kıramamak kelimelerin. Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek 'Seviyorum' diyememek Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin? ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN BEN EYLÜL SEN HAZİRAN Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilk yaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım on üçüncü aylara ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? Öyleyse ayrılmadık. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. | ||
|
|
|
| Sponsor Linkleri (Reklamlar) |
|
|
#12 | ||
|
|
50 YAŞ ŞİİRİ
Ne zaman baksam çevreme elli yıl sonra Hep aynı gürdüklerim; bir keşmekeş, bir bozuk düzen Bir lokma ekmek uğruna tükenmesi insanların Yaşamak ve ölmek için hep aynı neden Sefil doymazlık:ete, kana, paraya Öylesi bir açlık ki eksilmeyen, bitmeyen İnsan, ezebildiğince mutlu insan, oğul Nereye gidersen git hep o tuzak, o dümen Küçük hesaplarla kabaran büyük hesaplar Ve değişmez çığlığı insanoğlunun: Ben, ben, ben!" Sen yok musun? Onlar yok mu? Biz yok muyuz? Nereye bu gidiş? Delicesine pupa yelken Söyle neyi değiştirebilirsin ki tek başına Yıldırırlar, sustururlar vururlar seni de hemen Düşler bitmişse, gerçekler bir tokat gibi inmişse Tek başına mutlu ol bakalım, olabilirsen En güzeli sevmek diyeceksin insanları tümüyle Usanmadan, bir şey ummadan, beklemeden Ver, durmadan ver, eller uzanmış, baksana Ver ki; kurulsun sofra, başlasın şölen Bir yanda umutların, düşlerin, düşüncelerin Bir yanda aldığını geri vermez koca bir evren Bak! Bütün ağızlar yutmaya hazır seni Bir noktadan, bir lokmadan başka nesin sen Dönüp gerilere bakıyorum, bir de kendime Elli yıl geçmiş, ha gün, ha yarın derken Değişen birşey yok, bir şaşkın benden başka İşte aynı yol, aynı kapı, aynı merdiven Hani nerdeler? Kimi yitmiş kimi gitmiş dostların Bir ak saçlı anan kalmış yolumu bekleyen Sabah-öğle-akşam . . . Hep o tekdüze yaşam Ve kırılmış bir kalple yorulmuş bir beden İşte böyle geçti yıllar. bozbulanık Ben sevdim, ben ağladım, başkalarıydı gülen Ne zaman uzattıysam ellerimi, parçalandı Mutluluk serseri bir mayındı denizlerimde yüzen ümit yasar oguzcan İMKANSIZ AŞK Falcı kadın yalan söylüyor yalan Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız Nasıl mümkün değilse Yıldızları toplamak gökyüzünden Öylesine imkansız bir şey aşkımız Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı Sadece hatıralarda ebedi olan Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız Onlar bile bize yar olmadı Unut benden kalan ne varsa Unutmak tesellidir yalnızlığın Güneşi bir kadeh şarap gibi içip Delicesine sarhoş olmak En güzel tarafı imkansızlığın Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında Bir hurda teknedir şimdi Dalgalar dünden daha zalim Rüzgar daha hoyrat Ne bulut var ufuklarda ne gemi Mevsimler toz pembe değil Gündüzler gecedir, geceler zindan Güneşin doğmasını beklemek boşuna Boşuna artık medet ummak Taş kalpli zamandan İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi Paramparça, kırık dökük aşkımız Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü Büyük aşkımız ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN DEĞER Mİ? Bir rüya görür gibi Seninle bulutlara uçtuğumda Bir ateş yakar beni Sevginle tutuştuğumu sanırdım Yağmur olur damla damla Öperdim öperdim dudaklarından Bir nehir gibi çağlar Akardım akardım damarlarından Değer mi hiç değer mi hiç Değer mi değer mi söyle Bir rüya ömür boyu Sürer mi sürer mi böyle Değer mi hiç değer mi hiç Değer canım değer elbet Değer birtanem Aşk için herşeye Ne hayal ne de gerçek Engel mi kanatlanmadan uçmaya Değer canım değer birtanem GÖZLERİM GÖZLERİNDE Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin... Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum. Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum; En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında... Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin, Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim! Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim! Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin; Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini, O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN | ||
|
|
|
|
|
#13 | ||
|
|
BİR YALANDIR SEVMEK
Doğurtan aldanır kişi Bir yalandır yaşamak, ucuz Kimbilir hangi ozanın söylediği Bir yalandır ölmek kuşkusuz Bizi hep aldattılar öyle ya Hep yalan bu şeyler, hep yalan bu doğa Ve en büyük yalan bir gün Allaha Ödenecek can borcumuz Peygamberler ki; o şom ağızlılar Yalan söylediler, yalan yazdılar Küfürler, dualar, ilahiler, şarkılar Ne kadar da belli kör olduğumuz. Güneş, deniz, yıldızlar, manzara Nereye baksan tadımlık bir sofra Geceler, düşler, kadınlar ve sonra Bir yasak yemiş; tatsız tuzsuz Eski bir bohçayız biz, yamalı yırtık Açsalar içimizi boydan boya karanlık Şu kirli paçavraları toplayın artık İnanmak bir yalana bütün suçumuz Düşün! Kim söylemiş bu yalanları Hangi boşboğaz, hangi Tanrı En iyisi sevmek yine insanları Ki bi yalandır sevmek; sonsuz... ÜMIT YASAR OGUZCAN Gitgide Alışıyorum Sana Gitgide alışıyorum sana; hiç bir alışkanlık bu kadar güzel olamaz. Ellerin ellerimden uzakta nasıl güçsüzüm bilemezsin. Yanımda olduğun zamanlar sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun. Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan. Alışkanlıklar daima korkutur beni; düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır fakat şimdi sana alışıyorum. Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum. Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini, daha değerlisini verememekten korkuyorum. Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum. Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin. Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı. Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni. Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış," demeyeceğim. nasıl olsa alışacaksın bir gün. Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan o gözlerin o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştan başa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan. Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni. Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden. Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri. Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum. Boynunun en güzel yerini benden başka kimse bilemez artık; seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz. Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu görüyorum. Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz bir gün bulutların üstünde. Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil. Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu, ne varsa içimizde hepsi birden bire tutuştu. Hiç bir su bu ateşi söndüremez artık. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine sonra parmak uçlarımız... En mutlu olduğumuz yerde en güçlü olacağız seninle. GEÇMİŞTEKİ TÜM ALIŞKANLIKLARIN BANA ALIŞMANI ÖNLEYEMEZ ARTIK... Ümit Yaşar OĞUZCAN | ||
|
|
|
|
|
#14 | ||
|
|
UNUTULMAYANLAR
Biliyorum, unutamayacaksın! Ağır ağır geçecek mevsimler, Bir bir ağaracak saçının telleri Solacak albümde eski resimler. Beni hatırladıkça için ürperecek, Boşanan gözyaşlarını tutamıyacaksın. Boşuna zorlama kendini, sevdiğim; Biliyorum, unutamayacaksın. Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım, Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa Şöhretmiş, servetmiş herşey geçiyor, inan Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa. Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın, Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan İşte öyle imkansız birşey seni unutmak. Zannetme ki herşey bitti sevdiğim; Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar. Ve bundan sonra kim severse dünyada; Seni ve beni hatırlayacaklar ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN Linkleri kayıtlı üyelerimiz görebilir. Kayıt olmak için Tıklayın... GİDEN BİR ÖMRE Zamanlar iyi kötü yaşanır gider, Sanma bu yol sonsuza uzanır gider, Anahtar açmaz olur bir gün kilidi, Ne kalmışsa içinde paslanır gider... Kişi çıktığı yerden düşer ansızın, Bir salıncak boşlukta sallanır gider.. Bir gün anlar her şeyin boş olduğunu, İnsan insanlığından utanır gider... Çöker omuzlarına birden gökyüzü, Ne bulmuşsa hepsinden usanır gider... Dönülmez bir yerinde yaşantısının, Her insan bir rüyadan uyanır gider... Bir gün geçti, ümitler solar çaresiz, Sevenler sevilenler aldanır gider... Anlarız her gerçeği son dakikada, Bir hançer bağrımıza saplanır gider... Ümit Yaşar Oğuzcan | ||
|
|
|
|
|
#15 | ||
|
|
Dönebilmek o dönüşü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanış bir daha bir daha Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha Çıkabilmek ve sevmek durmadan usanmadan Konuşmak Konuşmak gözlerle fısıltılarla Duymak büyülü sıcaklığını beyaz ellerin Her geçen dakika var olduğunu anlamak için Yaşamak arzu dolu dudaklarda, şarkılarla Unutmak ne varsa kötülükten yana İnmek sevilen gözlerin derinliğine Öyle mutlu, öyle sarhoş, alabildiğine Bin yıl içmek o sulardan kana kana Her gün ona koşmak dağlardan tepelerden Her yerde, her zaman onsuz edememek O en tatlı hayal, en büyük gerçek Anlarsın taşan o günlerden gecelerden Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasın gelir Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere Her yerinden bir buğu halinde o yükselir Sen yoksun Artık anla yeryüzünde bir o var Onun elleri var, gözleri, dudakları Anlarsın tenin beslediği zaman toprakları Ve hala seversin zaman bitinceye kadar Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu. Ümit Yaşar Oğuzcan | ||
|
|
|
|
|
#16 | ||
![]()
|
BEN EYLÜL SEN HAZİRAN
Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilk yaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım on üçüncü aylara ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
__________________
«•ºº•» «•ºº•» «•ºº•» Geldiğinde boşluk dolduran değil; Gittiğinde yeri doldurulamayan ol !!! «•ºº•» «•ºº•» «•ºº•» | ||
|
|
|
|
|
#17 | ||
|
Banlı
|
BEN SENİ SEVDİMMİ
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim bozbulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN Bütün şiirlerini sewerim ama bu şiiri beni biraz derinden etkiler paylaşımın için teşekkürler gönül dostu | ||
|
|
|
|
|
#18 | ||
![]()
|
Bir Ayrılık Gününde
Ne gariptir şu ayrılık günleri Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan Nedense bir tuhaf oluyor insan Derin bir sızı giriyor içeri Son bir defa bakarken caddelere Dükkanlara, evlere, kahvelere Hatıra yüklü kervanlar geçiyor Dolu dolu gözlerinin önünden Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden Ne unutulmaz zamanlar geçiyor Ağır ağır biz farkında değilken Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken Sen istediğin kadar unutulmaz de Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur Unutulur, azizim unutulur Başka ne yapılır böyle bir günde Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allahaısmarladık!" Ümit Yaşar Oğuzcan
__________________
«•ºº•» «•ºº•» «•ºº•» Geldiğinde boşluk dolduran değil; Gittiğinde yeri doldurulamayan ol !!! «•ºº•» «•ºº•» «•ºº•» Konu serra tarafından (07-11-2007 Saat 01:49 ) değiştirilmiştir.. | ||
|
|
|
|
|
#19 | ||
![]()
|
Anılarda Yaşarken
Cekingen adimlarla sesiz ve urkek Bir gun uzaklardan bir giz gibi geldin O buyulu sarkilarini soyleyerek Gencligimi geri getirdi ellerin Sundun paha bicilmez guzellegini Oylesine diri oylesine sicak Boylesine bir mutluluk anladim ki Omur boyunca bir kez yasanir ancak Bir kez nefes aldigini anlar bir gun Bir kez bir kisiyle insan butunlenir Ozlem dedigimiz o hancer bir dusun Bir kez saplanmak icin kac kez bilenir Anilarsa bitmez bizimdir daima Umulmadik yerlerde yeserir buyur Yasamak bastanbasa yalan olsa da O alir bizi uzaklara goturur Emzirir gur memelerinden istekle Biz farkina varmadan uzar omrumuz Anilarda yasarken bir gun gelir de Biz de biber ani olur oluruz. Ümit Yaşar Oğuzcan ----------------------------- Bir gece ansızın gelebilirim Bu kadar yürekten çağırma beni Bir gece ansızın gelebilirim Beni bekliyorsan, uyumamışsan Sevinçten kapında ölebilirim Belki de hayata yeni başlarım İçimde küllenen kor alevlenir Bakarsın hiç gitmem kölen olurum Belki de seversin beni kimbilir Kal dersen, dağlarca severim seni Bir deniz olurum ayaklarında Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz Kalbim duruverir dudaklarında. Ya da unuturum kim olduğunu Hatırlamam belki adımı bile Belki de çıldırır, deli olurum Sana kavuşmanın heyacaniyle Aşk bu, bilinir mi nereye varır Ne durdurur özleyeni, seveni Bakarsın ansızın gelebilirim Bu kadar yürekten çağırma beni. Ümit Yaşar Oğuzcan
__________________
«•ºº•» «•ºº•» «•ºº•» Geldiğinde boşluk dolduran değil; Gittiğinde yeri doldurulamayan ol !!! «•ºº•» «•ºº•» «•ºº•» Konu serra tarafından (07-11-2007 Saat 02:11 ) değiştirilmiştir.. | ||
|
|
|