UMuDuN DoĞDuĞu NoKTa

Forum Portal Ana Sayfa R.Galerisi Oyun Salonu Radyo ve TV RADYOMUZ Yazım Kuralları (TDK)
Geri git   UMuDuN DoĞDuĞu NoKTa > EĞİTİM > ÜNİVERSİTELERİMİZ > Siyasal Bilgiler / Hukuk

1973 Petrol Krizi

Siyasal Bilgiler / Hukuk icinde 1973 Petrol Krizi konusu , 1973 Petrol Krizi 1967 savaşı sonunda nasıl Araplar Filistin komandolarını İsrail'e karşı bir yıpratma savaşının vasıtası olarak kullanmaya karar verdilerse 1973 Savaşı'nın sonunda da "petrolü" İsrail'e karşı değil fakat Batı'ya ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-26-2007, 11:03   #1
Bir adın kaldı bende...
Standart 1973 Petrol Krizi

1973 Petrol Krizi

1967 savaşı sonunda nasıl Araplar Filistin komandolarını İsrail'e karşı bir yıpratma savaşının vasıtası olarak kullanmaya karar verdilerse 1973 Savaşı'nın sonunda da "petrolü" İsrail'e karşı değil fakat Batı'ya karşı siyasi silah olarak kullanmaya karar verdiler ve bunun neticesinde de bütün dünyada bir petrol krizi ortaya çıktı.
Aslına bakılırsa 1973 petrol krizi doğrudan doğruya 1973 Arap-İsrail Savaşı'nın sonucu değildir. Bu savaş bu krizi hızlandırmıştır. Yoksa üretici ülkeler için petrol problemleri yıllardan beri oluşma halinde bir mesele idi. Nitekim OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries) yani Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı daha 1960 Ağustosu'nda kurulmuştu. Üye sayısı 13'e kadar çıkan bu teşkilatın kuruluş maksadı özellikle petrol fiyatlarının tesbiti başta olmak üzere hepsini müştereken alakadar eden meselelerin birlikte çözümünü sağlamaktı.
OPEC kurulduğunda hemen bütün petrol üreticisi ülkelerde petrol kaynakları Batı teknolojisi gereği Batılı ve bilhassa Amerikan petrol şirketlerince işletilmektedir. İkinci bir husus da şudur: Bugün yani 1982 yılı başında varili 34 dolara kadar yükselmiş olan ham petrolün fiyatı 1970 Ocak ayında Orta Doğu petrolleri için varili 1.80 ve daha yüksek vasıflı Libya petrolu için de 2.17 dolardır.
Bununla beraber OPEC'in 1973 Arap-İsrail Savaşı'na kadar bir şey yaptığı söylenemez. Yalnız şu var ki 1970'den itibaren hemen bütün Orta Doğu ülkelerinde petrol şirketlerine el koyma eğilimi başladı. Mesela Irak 1972'de Iraq Petroleum Company'yi tamamen millileştirdi. İran da 1973'de hemen hemen aynı şeyi yaptı ve petrol şirketlerini sadece bir idareci haline getirerek üretimi tamamen İran Milli Şirketi'nin (INOC) eline verdi. Diğer Arap ülkeleri ve bilhassa Basra Körfezi ülkeleri de yabancı şirketlerdeki hisselerini arttırdılar.
1967 Arap-İsrail savaşından sonra petrolün Batı'ya ve bilhassa Amerika'ya karşı bir siyasi silah olarak kullanılması söz konusu edildi. Hatta bu maksatla OAPEC (Organization of Arab Petroleum Exporting Countries) yani Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Teşkilatı da kuruldu. Fakat petrolün siyasi silah olarak kullanılması mümkün olmadı. Çünkü her şeyden önce Batı'nın ve bilhassa Amerika'nın tek petrol kaynağı Orta Doğu değildi. Amerika'nın kendi üretimi olduğu gibi Venezuela Nijerya ve Endonezya gibi başka petrol ihracatçısı ülkeler de vardı.
Petrol ambargosunda dayanışmayı sağlamak zordu. İkincisi petrolün fiyatının gayet düşük olduğu bir sırada Arap ülkeleri için mühim bir gelirden yoksun kalmak kolay göze alınamıyacak bir şeydi. Diğer taraftan petrolün siyasi vasıta olarak kullanılmasında Batı ve Amerika üzerinde baskı yapabilmek için iki yol vardı: Biri üretimi ve dolayısiyle ihracatı kısmak diğeri de fiyatları yükseltmek. Üretimi kısmanın iki sakıncası vardı. Önce üretici ülkelerin gelirlerini azaltırdı sonra da bütün Batı endüstrisi enerji bakımından petrole dayandığı için üretimi kısmak sert tepkilere yol açabilirdi.
İşte bu sebeplerden 1973 savaşından sonra ikinci yola yani fiyatların yükseltilmesine başvuruldu. Bu metodun başarılı olduğu söylenebilir. Zira 1973 Ocak ayında varili 2.59 dolar olan Arap petrolü 1973 Ekiminde 5.11 ve 1974 Ocak ayında da 11.65 dolara çıktı. Bu bir yıl içinde dört mislinden fazla bir artış demekti. Bu fiyat artışları bilhassa Batı Avrupa'da ve Japonya'da bir paniğe sebep oldu.
Ortak Pazar veya resmi adı ile Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilatı (E.E.C.) 6 Kasım 1973'de yayınladığı bir bildiride Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 338 sayılı kararlarını desteklediklerini kuvvet yoluyla toprak kazanılmasını kabul etmediklerini İsrai1'in 1967'de işgal ettiği topraklardan çekilmesini bununla beraber bölgedeki her devletin egemenlik toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı ile "güvenlikli ve tanınmış sınırlar içinde" barış içinde yaşama hakkına saygı gösterilmesi gerektiğin ilan ettiler.
Japonya ise 22 Kasım'da Arapları tutan öyle bir tavır aldı ki sadece İsrail ile münasebetlerini kesmediği kaldı. İngiltere ise 6 Ekim 1973'de Orta Doğu ülkeleri için silah ambargosu ilan etmişti. Fakat Kasım ayında ambargo esas itibariyle İsrail'e yönelik bir şekil aldı. Bilhassa Suudi Arabistan İsrail'i kesinlikle tutan Amerika ve Hollanda'ya karşı petrol ambargosu tatbik etti ise de bu ambargo bilhassa Amerika'nın Orta Doğu politikasında hiç bir değişiklik ve tesir yapmadı. Kaldı ki Amerika'nın bu ambargoya karşı tepkileri de bir hayli sert oldu. Hatta petrol üreten Arap ülkelerinin petrol politikası Batı'nın sanayiini çökertecek hale geldiği takdirde Amerika'nın Basra Körfezi bölgesine bir silahlı müdahale ihtimalinden veya bunun planlamasından dahi söz edildi.
Arapların bu petrol silahına karşı Amerika'nın başvurduğu ikinci yol da Avrupa İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) çerçevesinde 1974 Ekimi'nde Amerika Kanada Fransa hariç Ortak Pazar ülkeleri Japonya İspanya Türkiye Avusturya İsviçre İsveç ve Norveç'in katılması ile Milletlerarası Enerji Ajansı'nın (İnternational Energy Agency) kurulması oldu.
Bu kuruluşun amacı enerji ve fakat bilhassa petrolün sağlanmasında kullanılmasında bir işbirliğini dayanışmayı ve ortak planlamayı gerçekleştirmekti. Ortak Planlama çalışmalarında daha sonra her üye ülkenin en az 60 günlük petrol stokuna sahip olması prensibi kabul edilmiş ve daha sonra da bu stok miktarı 90 güne çıkarılmıştır. Bundan başka petrol sıkıntısına düşmeleri halinde üye ülkelerin birbirlerine yardım etmeleri esası da kabul edilmişti.
Petrol krizinin 1973-1974'de Batı'da yaptığı ilk şoktan sonra petrol meselesi yani her altı ayda bir OPEC ülkelerinin ham petrol fiyatlarına zam yapmaları normal bir hadise mahiyetini aldı. Başka bir deyişle Batı'nın sanayileşmiş ve gelişmiş ülkeleri fiyat artışlarından doğan sarsıntıyı kısa sürede atlattılar. Çünkü sanayileşmiş ülkelerin korktuğu üretimin azaltılması idi. Yoksa fiyat artışlarına kolay ayak uydurdular. Zira artan fiyatların üretici ülkelere sağladığı gelir yani petrodolar yine Batı bankalarına ve Batı'nın sermaye ve nakit piyasasına intikal etti.
İkincisi Batı'nın sanayileşmiş ülkeleri artan petrol fiyatlarını kolaylıkla kendi sanayi mamullerine ve teknolojilerine aksettirdiler. Burada bilhassa silah fiyatlarını tekrarlamak gerekir. Halbuki Batı'nın sanayiine teknolojisine silahına ve hatta tüketim maddelerine en fazla ihtiyaç duyanlar petrol paraları ile ülkelerinin ekonomik kalkınmalarını hızlandırmak isteyenler bu petrol üreticisi Arap ülkeleri idi. Yani Arap ülkeleri pahalı sattılar ve aldıklarını da pahalı almaya başladılar. Bu arada olan gelişmekte olan fakir ülkelere oldu.
Türkiye de artan petrol fiyatlarının büyük acısını çekmiştir. Petrol üreten Arap ülkeleri bilhassa geri kalmış veya gelişmekte olan Müslüman ülkeler için yeterli bir yardım programı da gerçekleştirmediklerinden Batı'nın zengin ülkelerine vurmak istedikleri darbenin acısı bu Müslüman fakir ülkelerin sırtından çıkmıştır.
__________________

Yanımdasın SUSUYORSUn
SUSUYOR konuşmuyorsun
BAKIYOR gÖRmüyorsUn
Dokunsan DonacAĞIM


İÇİMDE İNTEHAR KORKUSU VAR...



© şafak!!!
YORGUN YÜREK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Bookmarks

Etiketler
1973 , krizi , petrol

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni mesaj gönderme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajlara yanıt verme yetkinizAktif Değil'dir
Eklenti ekleme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajınızı değiştirme yetkinizAktif Değil'dir

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz