![]() |
|
|||||||
| P,R,S Şairlerimiz isimlerine göre sıralanmıştır... |
P,R,S icinde Sabahattin Kudret Aksal konusu , Sabahattin Kudret AKSAL Yaşamı 1920 yılında İstanbul'da doğdu, 19 Nisan 1993 tarihinde İstanbul'da öldü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Liselerde felsefe öğretmenliği, Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişliği, Belediye Konservatuarı ...
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | ||
|
Misafir
|
Sabahattin Kudret AKSAL
Yaşamı 1920 yılında İstanbul'da doğdu, 19 Nisan 1993 tarihinde İstanbul'da öldü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Liselerde felsefe öğretmenliği, Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişliği, Belediye Konservatuarı ve Şehir Tiyatroları müdürlüğü yaptı. Başlangıçta Garip şiirin etkisindeki şiiri, zamanla felsefi bir boyut kazanarak, İkinci Yeni şiirinden de yararlanarak, dile yeni olanaklar kazandırmayı düşünen, kentli sıradan insanın tutum ve davranışlarını, nesnelere ve doğaya bakışını irdeleyen, zamanı sorgulayan, simge ve soyutlamalarla büyüleyici yalınlıkta ve biçimci ilginçlikler de taşıyan bir yapıdadır. YAPITLARI Şarkılı Kahve (1944) Gün Işığı (1953) Duru Gök (1958) Bir Sabah Uyanmak (1962) Elinle (1962) Eşik (1970) Çizgi (1976) Şiirler (1979, toplu şiirler) Zamanlar (1982) Bir Zaman Düşü (1984) Şiirler (1988, toplu şiirler) Buluşma (1990) Batıkkent (1993, ölümünden sonra) ÖDÜLLERİ 1980 Yeditepe Şiir Armağanı 1990 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü ŞİİRLERİ Anı Başlamasaydı Bu Masal Biri Var Elinle Eşik Gece İkili Ne Tuhaf Sevda Demi Tomurcuk ŞİİR ÇEVİRİLERİ Güzel Gemi - Charles BAUDELAIRE GÜZEL GEMİ Ey güzeller güzeli, sana demem o ki, Binbir ışıkla renk bezemiş gençliğini; Çizmek isterim resmini tez, Kucak kucağadır orada ilkyaz ve güz. Andırır havada savrulan eteklerin, O ince, upuzun, güzel gemilerin Vuruşunu açığa, uzak; Ardından bir uyumun, bezgince, yumuşak. Üstünde boynunun, omuzlarının, dimdik, Yükselir başın bir alımla görülmedik; Taçla süslü bir bakış soğuk, Yürür gidersin yolunda sen, göksel çocuk. Ey güzeller güzeli, sana demem o ki, Binbir ışıkla renk bezemiş gençliğini; Çizmek isterim resmini tez, Kucak kucağadır orada ilkyaz ve güz. Göğsün ki başlar ve yuvarlaklaşır gittikçe, Göğsün ki görülmedik en eşsiz çekmece, Aydınlık ve yuvarlak bir düş, İki kalkan onlar, şimşekler vurmuş; O çıldırtan göğsün süslü pembe güllerle, Saklandığı gizlerin, dolu nelerle, Eskimiş şaraplar ve ıtır, Orada duymak ve düşünmek sayıklamaktır. Andırır havada savrulan eteklerin, O ince, upuzun, güzel gemilerin Vuruşunu açığa uzak Ardından bir uyumun, bezgince, yumuşak. O soylu bacakların senin avlamakta, Çılgınca istekleri, etekler ardında, Aranan özsuyudur aşkın, Süzülmüş tortulardan karanlıkların. Kolların, yeni yetme erkekleri saran, Başka mı ki uzun ve parlak yılanlardan, Sarar âşığını sımsıkı, Hep sende duracak o iz, çıkartma tıpkı. Üstünde boynunun, omuzlarının, dimdik, Yükselir başın bir alımla görülmedik, Taçla süslü bir bakış soğuk, Yürür gidersin yolunda sen, göksel çocuk. Charles BAUDELAIRE Çeviri : Sabahattin Kudret AKSAL Şiirleri ANI Eski zaman rüzgârla girerdi odaya, Güney rengi rüzgârla, bir tutam bulutla, Yüz ikindilerinin esrik kokusuyla. Gelir otururdu evi gibi, en eski Evi gibi, geçmiş günlerin sedirinde, Bir buğuydu usulca tüten çaydanlıkta. Işıklarla oynar, tüyden hafif balonlar Uçurur havada, yakalamak isterim Birini, dokununca solar avucumda. Bir yüzü düşünür, bir yüzü anımsarım, Sonsuzluğa açılan pencereye dönük, Nerde şimdi, hangi düşsel denizde yitik! Ne zaman, nasıl bir imbikten çekilmiş, Binbir gündüz ve binbir geceden toplanmış, Ufak tefek kırıntı, tülbentler, bohçalar, Lâvanta çiçekleri kutularda saklı, Tadından ürperen minder, mangal ve kedi, Ceviz sandık, bir zamanın resimleriydi. Döner durur kuş gibi saçaklarda, vurur Kendini oradan oraya, ağaçlara; Düşer avlumuzun orta yerine sessiz, Ölüsü eski zamanın, yaşamdan sıcak. Kanım sanki, şimdi kalktığım yatak sanki, Çocuk gökyüzüm benim uçurtmalardaki. Sabahattin Kudret AKSAL BAŞLAMASAYDI BU MASAL Başlamasaydı bu masal Kalbin ışıktan rüyası. Solgun günler diyarında Kaybolanların dünyası. Başlamasaydı bu masal Havuzda su, dallarda renk Başlamasaydı içimde Bahçeler dolusu ahenk. Başlamasaydı bu masal Oyun peri sarayında! Çözülüyor ipi geminin Yolculuk telâşı limanda! Başlamasaydı bu masal Ve hülyası kargaların? Bitmiyen uzun uykusu Kıyıda kadırgaların? Başlamasaydı bu masal Yazı görmesek de olur. Sular aldı kayığımı. Vakitsiz kesildi yağmur. BİRİ VAR Biri var, durmadan beni arar, Biri var, mevsimlerdir beklerim. Biri var ki açmamış bir bahar, Göklerimde yıldız, içimde sır. Biri var ki bahtı bende yaşar, Benim çiçeklerim açar onda. Bende musiki, bende dünyalar, Biri uzakların uzağında. Havuza düşen memleketleri, Biri var ki içimde sayıklar. Sabahattin Kudret AKSAL ELİNLE Seninle sabahların aydınlığı otların ışıyışı seninle Sonsuzlukta arınmış ovada çığlıkları koşup giden atların Kirimi pasımı suyu sabunu sol bir teknede yudun yıkadın Aldın kaba doğayı düzenledin yeni baştan bir güzel elinle Su kuşlarıyla allı pullu donanma fenerleriyle ardıçlarla Bezedin düşsel gelinler örneği bir boydan öbür uca evreni Adım atmak yeniydi seninle uyumak uyanmak solumak yeni Mutlulukların çiçek açan denizi göz gördüğünce giden tarla Kanat vurur başının üstünde döner durmadan bir mavi güvercin Aydınlığında gecemin boy atan yabancıl bitkilerime azık Yaşantımı sürdürme gücüm benim günüm geceme düşen ışık Özgür dileğim kara ağaçlar değin köklü ölüm isteğim Sabahattin Kudret AKSAL EŞİK Bir yaz günüydü bırakmışım arkamda Yürüyordum sokaklar tozdu, yapılar Boz bulanık bir su gibi akıyordu Bir kadın çamaşırını asıyordu Penceresinde yitirilmiş anılar Burnumda çürümüş yemiş kokuları Sokaklar yeniden yeniden sokaklar Yer bitirir en güzel aydınlıkları Geceyle gündüzün kavşak noktasında Havada kanat vuran kuştu çirkin Ve şaşkın baktım birdenbire karşımda Olağanüstü eşiği güzelliğin. Sabahattin Kudret AKSAL GECE Fagotla bağırır gece. Gece fagottur. Bir zenci çalar onu, ak gözlü, dul bakışlı. Sabahattin Kudret AKSAL İKİLİ Sevinin elinde su gibi ince, Bir akşamdı mavi. Uzanıyorduk, Serin yataklarında yanyana, Geceyle gündüz arasında işlek, Gidiş gelişine düşüncenin. Bir kuyudan çekiyorduk yavaşça Sonra hızlı, bir eski gökyüzünü, Homeros'un uykusuz bilinci, çiğ Aydınlık. Suları akan bir balık Gibi çıkarıyorduk denizlerden. Bir yağmur arasız yağardı, çamur Basardı sokaklarımızı. Yasa, Bir parıltıyı üretmek olmalı Ondan. Altın damarını bulmak Ve işlemek bir sıcak tezgâhta. Yalnız ve kalabalık. Birdenbire, Şaşmaz bir düzendi dağınıklık. Bir avucumda bir kuş ötüyordu, Avcısı gecenin, çığlık çığlığa, Konuyordu onun, öbür avucuna. Sabahattin Kudret AKSAL NE TUHAF Ne tuhaf ömrümün sonuna kadar Kelimelerle yaşamam. Ağaçtan çok ağaç sözünü Denizden çok deniz sözünü Sevmem. Halbuki bir sabah erken uyanınca Balkona çıkmak da güzel. Sabahattin Kudret AKSAL SEVDA DEMİ Sevdiğim bir kadın var Çocukluk resmi cebimde Bir sevda içindeyiz ki sormayın Gündüz gece eli elimde Gezdiğimiz yer park Bazan sinema Bir de bakıyorsun ev olmuş Şu İstanbul baştanbaşa bizim Böyle olur aşk dediğin Şaşkına çevirir insanı bir bakıma İş güç arkadaş Ne varsa unutturur adama Sabahattin Kudret AKSAL TOMURCUK Vazgeçmededir aşkın güzelliği Boy atarken alabildiğine gür Düzlerde ırmaklar örneği yürür Yeşerirken ak bademin çiçeği Güzelliği vazgeçmededir aşkın Dur kapısında bu masal ülkenin Suyun ışığı kokusu yeşilin Bırak bir deli tomurcukta kalsın Aşkın güzelliği vazgeçmededir Bilmediğin suların yaman dibi Başında ilk yazın ağaçlar gibi Bir gün daha beter büyür güçlenir. Sabahattin Kudret AKSAL | ||
|
| Sponsor Linkleri (Reklamlar) |
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| aksal, kudret, sabahattin |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| GÜZEL BİR SÖZ |