![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Radyo ve TV | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| G,H,I,İ Şairlerimiz isimlerine göre sıralanmıştır... |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| | [Linkleri kayıtlı üyelerimiz görebilir. Kayıt olmak için TıKlaYıN...] HAYATI: 1936 yılında İstanbul'da doğdu. İngiltere'de BBC'de çalıştığı sırada Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Dönüşünde çesitli gazetelerde eleştiri ve inceleme yazıları yazdı. Mimar Sinan Üniversitesi'nde uygarlık tarihi, Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okutuyor, İstanbul Büyüksehir Belediyesi'nin Kültür İşleri Dairesi'ni yönetiyor. Ödülleri: 1978 Yeditepe Şiir Armağanı, 1987 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü ESERLERİ: Bakis Kusu (1969) Bedrettin Uzerine Siirler (1975) Dogu Siirleri (1977) Yaz Siirleri (1981) Gizemli Siirler (1984) Zaman Siirleri (1987) Soylen Siirleri (1989) Huzun ki En Cok Yakisandir Bize (Toplu Siirler, 1989) Ayna Siirleri (1992) AKŞAM VE ÇOCUK Zaman iyice alçaldı... aşklar görünür oldular ve 'mazi kalbimde yara...' o konak, yıkık, harap, anımsıyorum, bulutlar ağır ağır inerdi odalara... beklerdim, aşklar birer türküydü! bir kızak, sanki saplanmış kara; hiç bir şey kımıldamaz, öyle dururdu, annemsi bir sessizlik çökmüş duvara... o konakta herkes, büyük aile, koştururdu, yazlar sanki bir sara nöbeti gibi yaşanır, bir çırpınıştır çocukluk, orada, boş akşamlara... AKŞAM VE KANDİL mevsimidir, kendi hüznüme döndüm... akşam annemle aramda bir süs gibi dururdu; saatler rikkatle vururdu; özensiz bir eşya kuraklığı dağılmış bahçemize; ve her şey kandil... hangi ağacın yapraklarını siyah kadifeyle örttün Ölüm? hangi Söz’ü bana verdin de benden geri aldın, ey Dil? Birden mevsimler selsebil Aktılar; görünmemekti dileğim; Siyah kadife sızdırıyor, Işıkta yağlanıyor gül, Odamda kirli meleğim... Annem kandili siliyor: ‘mendil, mendil nerede?’ akşam, annemle aramda bir süs! AKŞAM SEN VE BEN ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle onun tomurcuğu arasında bir yerde; öylece durur muyduk, ikimiz gibi? dâima birlikte olurduk hüzünlerde... anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle gizledikti kendimizi birbirimizden; sen ve bahçe, ben ve bahçe, sen ve ben: akşamlar derlerdik her ikimizden... üşürüz, çünkü uzağız şimdi o yazdan; ey, birazdan bir yazdan geçer olan, ey! kimbilir ne anlama geliyor artık, şu eskiden “hüzün” dediğimiz şey? AYNALAR VE ZAMAN erguvanlar geçip gittiler bahçelerden geriye sadece erguvanlar kaldı şair! bahçelere özenecek ne vardı? işte tenhâ her yanımız, hep tenhâ ne aradık sözcüklerin kuytularında ne bulduk soldukça çoğalan dilimizde? Zaman'ın sırı hala duruyor olmalı ki üzerimizde biz bakınca görünen aynalardı nasıl var olduysanız öyle kayboldulardı bir yazın tiniyle bir güzün bedeni hem birleşti hem de ayrıldı sizde şair! gördünüz kimbilir kaç aşkın battığını o derin sulara kapılmış şiirlerinizde... nedeni, ne kayalar ne fırtınalardı: kuytulardı, geçip gittiler sözlerimizden geriye sadece kuytular kaldı BEDREDDİN bedreddin mübalağa aksam olur güz, nefti dolaklarını kuşanır da gelir yaprağın fetrete düştüğü zaman sen ey yaz günlerini top top ak çuhaya tebdil eyleyip ve bir solgun gülümseme olarak eğnine giyen saman buyur otur şeyhim samanyollarının ilik sedirine uzan uzun, görklü ve sof yüzünü bizden yana dondur bize buğdayın ateşini gözlerin tımarını ve hüznün varidatını anlat elini elimize dokundurmadan sen ki öldüğü yere bir kök sümbül bırakır gibi usulca sevdalar bırakan ovaların ve kartalların musahibi ne zaman diye sorma, ne zaman yaprağın fetreti gülün kıyamına gülün kıyamı ağacın isyanına dönerse iste o zaman mübalağa aksam olur güz, nefti dolaklarını çıkarır da gelir elini elimize dokundurmadan BEN İÇİN SONNET benim yüzümdür iste, mağrur, kalın, şizofren; unutmak ve aynayla, aşklarla azalmada; ben gideli beridir Hilmi yavuz ile ben bazen burdayız iste, bazen de ürkünç oda içimize kapanan kapısıyla bu gün de bir ben'e acılıyor, ah, yıldızlı ve çorak bir çökelti gibiyim ben kendi belleğimde... nereden açılırsa orasından akacak ur mu, ben mi, çıban mi? kötücül, irinli, pis... bıçak, bisturi, makas beni desin ve yarin çıkarın ne vardıysa: teslis, teslis ve Teslis... bana çivilidir, İsa’yla çarmıh neyse; aşksa bir iç kanama... gül, gülden içeri'yse BEYAZ İD PAŞA gün aksamlıdır devletlim elbet biz de ölürüz gözüm hep o asılmışta kaldı sanki karanfil zülfünü dokmuş de şimşir topuzlu bir gürz indirilmiş gibi tanyerine kanlıydı kartal kanadı bir tarikat değneği gibi pürüzsüz ve düz bir beden, asilmiş gözüm hep onda kaldı susan yazdı, konuşan güz usuldu, uzundu denizin boyu sanki tüy bacaklı bir tazı ya da kırmızı ve koyu bir masaldı, tara_indin ve süssüz bir beden, asılmış gözüm hep onda kaldı gün aksamlıdır devletlim elbet biz de ölürüz. BİRİNCİ MEHMET bedreddin yasıyor mu hala? Ben ki yazmalara ve bala hükmedendim; ihaneti gül diye resmedendim; denizin gönderine ölümü çektirendim ben, lala bedreddin yasıyor mu hala? dersin ki onu, mülhidlerini ormandan ayırmak olası değil boynu laleden geçilmez sacları taflandır ve cağla ve alnı ak ketende yaban çileği gibi dağılan onlardı, lala bedreddin yasıyor mu hala? Kuşlarla akan ipeği gollerde ucan çiniyi ve sevdayı, umarsız kına çiçeği gibi bölüşen onlardı, lala bedreddin yasıyor hala. BÖRKLÜCE MUSTAFA biz ki sevdamızı, alaca kil bir heybe gibi sunduk aba terlikle denizi yürüyenlere şavkımız dağlara vurunca börklüce Mustafa, yonca ve hançerlerin piri ölümü masmavi bir hamail gibi boynunda taşıyıp gözleriyle bir acıya kalebent olmanın korkunç şiiri dövülüp tavını bulunca seriz carsısına, ince kıvrık ve celali bir ay ışığı gibi girmek ve sesiyle şayağa ve tunca sancağı buğdaysı, türküsü ebruli bir isyan diye islenmek ve devrilmek, birbiri ardınca biz ki sevdamızı, alaca kil bir heybe gibi sunduk aba terlikle denizi yürüyenlere gölgemiz dağlara vurunca |
| |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| hilmi , köşesi , yavuz |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Okan, babası Hilmi Topaloğlu'nun izinde | filozof | Kısa Magazin. | 0 | 08-05-2008 12:11 |
| Piskopat hilmi:)) | Gece_perisi | Komik ve İlginç Resimler | 4 | 07-29-2008 23:28 |
| Kalbimin Bir Köşesi | imaginary | Aşk Mektupları | 5 | 12-04-2007 17:30 |
| Yavuz Bülent Bakiler'in Hayatı (1936 - ) | *AS!* | Yavuz Bülent Bakiler | 0 | 11-21-2007 22:26 |
| erdinç yavuz . | aydin42 | Sporcular | 0 | 08-30-2007 10:43 |
| TÜRKİYE CUMHURİYETİ Yasaları ve/veya uluslararası kanunları, antlaşmaları, tüzükleri ihlal eden mesajlar foruma gönderilemez. Sitemiz; Bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini, önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. (Üyeler üye olurken kabul ederler) Sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız admin@sanalda1numara.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler! English Explanation: Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to admin@sanalda1numara.com PORNO, ADULT, CRACK, SERİAL, HACK İÇERİKLERİ, MP3, Bunlar gibi içerikler sitemizde yayınlanamaz. | |
www.sanalda1numara.com Sizlerle daha güzel günlere.