![]() |
|
|
#1 | ||
![]()
|
Mezopotamya kokan bir sevdanın saçıldığı saçlarından
Dağ başı yalnızlıkları süzülürken ayaza Bakışlarında Fırat''ın coşkusu çağlardı deli deli Kan kırmızısından çalarken akşamın grubu Sesinde titreşirdi gurbetin inleyen nağmeleri Hiroşima gibi titrekti yüreğin Nagazaki gibi ölüme direnen nabız atışların vardı Senin için savaşırdı insanlar Keşmir kadar alımlı Himalayalar kadar erişilmezsin Gözbebeklerime çakılmış demir kazıkların ortasında Nazlı bir hürriyet bayrağı gibi salınansın Hoyrat ellerin ulaşamadığı bir gölge çiçeği Gecelerin ulaşamadığı kutup beyazı kadar gerçektin Bense ayaklarının bastığı toprak kadar engin Çukurova kadar yakıcıydı yüreğimin sıcağı Fırtınalara kasırgalara kurban verme gönlümü gel... Dolu vurmuş ekinler gibi burkma boynumu Çölleşmesin bire bin veren toprağım Kesmesin yolumu eşkiya duruşlu akşamlar Filizlenen sevdamın sürgün veren dalları eğilmeden Mevsim kışa dönmeden gel Eylül GÖKDEMİR... 14.KASIM.2007
__________________
![]() WwW.SaNaLDa1NuMaRa.CoM | ||
|
|
|
|
|
#2 | ||
|
SaFaKUyGuR
|
yüreğinize sağlık hocam
__________________
"Söylesem tesiri yok; Sussam Gönül razı değil..." fuzuli Gün gelirde merak edersen içerde yaşanılanları Boşuna bakma paspasın altına. Anahtar orda degil; anahtarı güneşe aşık olan bir yıldıza verdim Tanımadan sevmenin yalan oldugunu görsün diye.. © şafak!!! ™
| ||
|
|
|