![]() |
|
|
#1 | ||
|
VİP ÜYE
|
bugün baktığımız zaman çevremizdeki ilişkilerin büyük çoğunluğunun hatta hatta tamamına yakınının fırtınada olduğunu veya çoktan battığını görüyoruz. Neden…? bu neden sorusuna hepimiz cevap aramışızdır. Hele ben nerdeyse kendimi bu soruya adadım. Ve her zaman savunduğum bir şey vardır..; aşkla sevmenin birbirine karıştırılmaması.. aralarında çok büyük farklılık vardır.. bu farklılığı görebilmek için sevmek kelimesinin anlamını iyi hazmetmek gerekir.. sevmeyi kısaca değer vermek olarak tanımlayabiliriz. Aşk ise değer verdiğine bağlanmak, sahibi olmak ve kölesi olmak, .. sevgide beklentisiz olarak bir şeye veya kişiye değer verirken aşkta bencilliğimiz ve açgözlülüğümüz kendisini gösterir.. çünkü bizim istediğimiz yalın bir sevgiyle yetinmekten öte sevdiğimiz şeyi sahiplenme ve hazmetmedir. İçimizde bulunan bu tutkunun önüne geçemeyiz. En basit bir örnekle bu şöyle açıklanabilir., baharda açan gelinciklerin güzelliği hepimizi cezbeder ama biz onun görüntüsünün güzelliğini izleyerek yetinmekle kalmayıp onu koparıp eve bir vazoya yerleştiririz.. zavallı çiçek daha vazoyu bile görmeden solmaya başlamıştır. Ve çiçek bize artık heyecan vermez.. bize de elimizde kocaman bir hiç kalır. Solan çiçeği ya kaldırıp atarak başka çiçek ararız yada bir kitap veya defterin arasında saklarız.. arasıra şöyle sayfayı aralayıp bakıp tekrar tekrar kendimize işkence etmekten de alamayız kendimizi. İşte arkadaşlar aşk budur..yok etme tutkusu.. önce yok ederiz sonra nereye gittin diye ağlarız. Halbuki gelincik dalında özgürce ne kadar güzel değil miydi..?
bir kişiyi seviyorum deriz.. hiç düşündünüz mü nesini severiz..? kişinin varlığını, muhabbetini, paylaşımlarını; kısaca arkadaşlığını seviyorum diyebiliriz değil mi.? Ama biz arkadaşlıkla yetinmeyiz, arkadaşlıktan daha fazla birşeydir bizim beklediğimiz.. aşığım dediğiniz kişi için arkadaşınızı hatta ailenizi bile karşınıza alırsınız. Ama ayrıldığınızda arkadaşınız veya aileniz vardır sizin göz yaşlarınızı bir nebze dindirmek için. İddaa ediyorum, iyi bir arkadaş bir sevgiliden çok daha iyidir. Peki arkadaş sevgiliden üstünken neden sevgili tercih edilir..? düşündünüz mü, düşündüyseniz yanıtlarınızın içinde cinsellik de var mı..? çünkü arkadaş kalıbı ile sevgili kalıbı arasında tek fark cinselliktir.. en iyi arkadaşınızla sevgilinizle paylaşamadığınız şeyleri bile paylaşabilirsiniz ama cinselliği paylaşamazsınız. İşim nedeniyle yabancı kültürlere mensup insanlarla da sıksık muhabbet ederim.. çok uzun zamandan beri turizmdeyim ve daha hiçbir kimseden bizdeki gibi aşk üzerine ağıtlar yakan duymadım.. onlarda birliktelikler ve ayrılıklar yaşıyorlar ama bunların hepsi doğal karşılanıyor. Herkes kendi hayatını yaşıyor ve kimse kimsenin ceza sahasına girmiyor. Neden..? onlarla bizim aramızdaki fark ne..? en büyük fark onlar yaşıyorlar biz ise konuşuyoruz.. hatta hatta doğru düzgün konuşmasını bile beceremiyoruz. Bir diğer farkta eğitim ve yansıması kültür.. kadın erkek eşitliği var. onlarda cinsellik toplum içerisinde bir tabu değil. Gidip önüne gelenle yatmıyorlar ama kimse de kiminle yattın diye sorgulamıyor ve eleştirmiyor. Bunun bizim konuyla alakası da şu; cinselliğin çok büyük bir etken olduğunu belirtmiştim. Ve bizim kültürümüzün cinselliğe daha da doğrusu kadın erkek ilişilerine veya kadın erkek eşitliliğine bakışı malum.. üzerimizde bir toplum baskısı var. bu baskı kadınlarda erkeklere oranla çok daha fazla.. buda sanki kadınlar daha duygusalmış gibi yansıyor ama değil, sadece kadınların alması gereken sorumluluk daha ağır diye bir tabir kullanmak daha doğru bence.. bu baskıdan kurtulmak için insan daha değişik ve karmaşık ilişkiler içerisine atıyor kendisini..buda arkadaşınızla cinsellik yaşayamazsınız, bir sevgiliniz olmalı evlenmeli ve ilerde “mutlu” bir yuva kurmalısınız..ilişkilerimiz hep bu doğrultuda ve beklenti içinde oluyor ve daha başlamadan ilişki bir kavram karmaşası içine sokuluyor.. birkaç defa birlikte çıktığınız kişi sizinle evlilik planları içerisine girebiliyor veya sizin hayatınızda hak iddaa ediyor veya siz aynı hareket tarzında bulunuyorsunuz. Cinsel özgürlüğünüzü yaşamak için evlilik gibi başka bir esaret altına itiliyorsunuz.. buda özgür ruha vurulan bir kelepçe ve dolayısıyla size mutluluktan çok melankoli sebebi oluyor.. ve ayrılık kaçınılmaz oluyor..ve bir iddaa daha; bana bugün bir ömür boyu beraber yaşayanların nasıl yaşadığını karşı tez olarak sunanlar için bence bu insanları bir arada tutan şey aşk değil, korkudur. Bir toplum baskısı, iki kaybetme korkusu.. Bunların dışında içinde bulunduğumuz ruhsal yanlızlıktan kurtulmak için her zaman bir ilişki içine girmek isteriz.. her yeni ilişki bize yeni heyecanlarda verir başlangıçta ama ilerisinde bizim ona yüklediğimiz anlamların karşılığını veremediği için sıradanlaşır ve büyüsü bozulur. Bir ilişki nasıl biterse bitsin bizden götürdüklerinden daha fazla bize verdikleri vardır. Aslında bir şey götürmez, sadece biz kaybetme duygusunu tadarız ve bu daha sonra kaybetme korkusuna dönüşür. Sevdiğimiz kaybetmemek için bütün fedakarlıkları yapıp ona benzemeye, onun bütün istediklerini yapmaya çalışırız veya yaparız. Ve onu kaybetme yolunda böylelikle hızımızı arttırırız. Çünkü o bizim farklılıklarımızı sevmişti zaten. Onun aradığı her dediğini yapan bir köleden çok kendisine farklılık ve heyecan katabilecek kişiliklerdir. İnsanların sıradan kişileri sevebilecekleri doğru değildir, her zaman kendisinden üstün bir özellik ararlar kendi içlerindeki eksikliği tamamlayabilmek için. Onun aradığı bir köleden çok bir efendidir. Eğer o sizi köle olarak kabul etse bile sizi kullanır ve siz köleliğin mutsuzluğundan kurtulamazsınız.. hani ilişkilerde insan ruh ikizini arar eksik olan yarısını tamamlamak için derler ya, o kişiyi bulduğunda bile bir yanınız boş kalıyor..çünkü o kişi sizin ruhunuzdan çok cinsel dürtülerinizi doyuracak yani bedeninizi dolduracaktır. demek ki insanın diğer yarısı karşı cins değil. Başka birisini severek içinizdeki boşluk dolmuyor.bence insanın bölünmüşlüğü kendi içindedir. Esir bir beden ve özgür bir ruh. Özgür ruhunuz uçup gitmek ister ama bedeninizin kanatları yoktur, bağımlılığa yatkın bedeniniz kal der.. siz bedeninizi birine esir etseniz bile ruhunuz hep arayış, daha fazla beklenti içerisinde olacaktır. Çünkü dünya üzerindeki bu çeşitlilik siz hergün aynı şeyleri yiyesiniz diye değil, farklı farklı tatları tadasınız diyedir. Eğer öyle olsalardı bir zamanlar dünyanın en güzelleri ve yakışıklıları arasında gösterilen nicole kidman ve tom cruise ayrılmazlardı. Hep hissederiz içimizde iki küçük çocuk misali çekişmeyi. Ne zaman o ikisi anlaşmaya başladığında diğer yarısını arayan biz de bir bütün oluruz. Bu da insanın kendi kendini sevmesiyle ve doğru işleyen bir mantıkla mümkündür.kendini sevmek çünkü, kendisini seven, kendisiyle barışık bir insan sırf başkasının sevgisini kazanmak için kendisinden ödün vermez. Sizi sevecek kişi zaten sizi siz olarak kabullenmiyorsa, sizi değiştirmeye çalışıyorsa veya bir takım beklentileri varsa insan bir sormaz mı sen benim neyimi seviyorsun diye..? bunları hepimiz biliyoruz. Çözüm ne dediğinizi duyar gibiyim. Çözüm kendinizi sevmek, özgürlük ve mantıktan geçiyor. Ve üzgünüm ki ülkemizde bu üç özelliği birden bir kişi de bulmak imkansız gibi bir şey.. hal böyle olunca ne aşk kategorilerinde ayrılık yazıları biter ne de benim aşka karşı yazılarım. Ama ne olursa olsun hayat bence bizim tercihlerimizden ibaret, herşeye rağmen güzel ve herşeye rağmen devam ediyor.. ve savaşmadan yenilgiyi kabul etmek korkaklara mahsustur.. sevmek güzeldir, yüzünüzde bir tebessümle hiçbir karşılık beklemeden sevgiyi paylaşmak herşeyden de daha güzeldir.. çünkü sevgi verdikçe, paylaşıldıkça artan tek şey.. bir yazımda insanla motorun çalışmasının aynı özellikler sergilediğini belirtmiş ve şöyle açıklamıştım.; ilk enerji (elektrik) sevgi, (motor) beyin ve ruhumuz (akü) ve tükettiği yakıt da (umut) olsun.. her şeyden önce yakıta (umuda) ihtiyaç vardır. umudunuz yoksa hiçbir hareket gösteremezsiniz.. biz motoru sevgiyle çalıştırırsak, motorda sevgi üretecektir ve bu sevgi akümüzde depolanacaktır.. bir başka değişle eğer biz sevgiyle beynimizi yönlendirip harekete geçirirsek sonucunda yine beynimiz bize sevgi verecektir ve bu sevgiyi ruhumuzda muhafaza edebiliriz.. Eğer bu böyleyse daha ne duruyorsunuz..? hep istediğiniz şey daha çok sevgi değil miydi..? eğer siz sevgi verirseniz daha çok geri alacaksınız.. yani üzülmek, yalvarmak, kızmak size sevgi ve mutluluk getirmiyor..hal böyleyken neden sevginizi başkalarından sakınırsınız..? mutluluğun sırrı bu kadar açık değil mi..? eğer daha çok sevilmekse istediğiniz işe daha çok sevmekle başlayabilirsiniz
__________________
GİDEN GİDER GİTTİĞİ ANDA BİTER BEN GİDENİ DEĞİL GİDEN BENİ KAYBEDER....
| ||
|
|
|
|
|
#2 | ||
|
|
yüreğine sağlık gül abla
__________________
Gözlerin Yağmur Biriktiren Bulut Dokunsan Ağların Sokulsan Yanarım Ne Olur Sus Bir Şey Söyleme Bilirsin Her Sözüne Kanarım ![]() youtube yi izlemenin yolu burda buyrun [Linkleri kayıtlı üyelerimiz görebilir. Kayıt olmak için TıKlaYıN...] | ||
|
|
|
|
|
#3 | ||
|
Süper Moderatör
|
ellerine saglık abla
__________________
![]() sustum..sustum...sustum... ...yoruldum,çok yoruldum...yüreğim imza taşımaz oldu... ... σуυη¢αкℓαяı вıяαкıρ уüяєкℓєяℓє σуηαуαℓı,σуυηℓαяıη α∂ı "αşк" кαℓ∂ı...вєηѕє çσ¢υк.../.уα υмυтℓαя∂α вιтєяѕє.../ ![]() | ||
|
|
|
|
|
#4 | ||
![]()
|
ellerine sağlık çok uzundu okumadım tamamını ama evet ayrılık bir yerde kader oluyor çünkü her başlangıç bir bitiştir...
bu konu üzerine yıllarca da brifing verilse de çok az kişi bunu devam ettirebilir.. insan bu çiğ süt emmiş, egoist, ben merkezci ve insan herşeyden önce AŞK a kıyıyor. not: galeyana gelmeyelim doğamız bu.. eskide kalmış o aşklar o sevdalar... bulabilene ne mutlu tabii... size hersey gönlünüzce olsun mutluluktan uçun sevgi denizinde boğulun dileklerimi göndermeyeceğim elbet, çünkü bunlar dilemekle olmaz zaman ve emek harcamakla olur.. kolay gelsin
| ||
|
|
|
|
|
#5 | ||
|
SaFaKUyGuR
|
Gül yüreğine sağlık
__________________
"Söylesem tesiri yok; Sussam Gönül razı değil..." fuzuli Gün gelirde merak edersen içerde yaşanılanları Boşuna bakma paspasın altına. Anahtar orda degil; anahtarı güneşe aşık olan bir yıldıza verdim Tanımadan sevmenin yalan oldugunu görsün diye.. © şafak!!! ™
| ||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ayrilik , kaderimizmi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|