![]() |
|
|
#1 | ||
![]()
|
Gün bir gün benim içinde doğacak demiştim. Benim için de doğmuştu aslında
bir gün. Sabah vaktiydi. Her zaman ki gibi bir aceleyle çıktım evden. Güneş bana bir başka bakıyordu sanki. Sanki tüm sıcaklığını benim yüzüme vuruyordu ve vurdukça yüzüme yakıyordu içimde bir şeyleri. Tam o sırada işte o köşe başında kaşı gözü kara, gözleri sürmeli ojeli tırnaklarıyla çarpıvermişti yüreğim en derin en ince yerine. Sus pus olmuştum hiçbir şey diyemedim alamadım gözlerimi gözlerinden bir türlü. Baktım sadece öylece baktım daldım gittim derya gibi gözlerinin içine. O dedi af edersiniz diye ben sustum. Acelesi vardı benim gibi yanımdan geçip gitti kokusunu bırakarak ardında. Gidişine baktım kaldım öylece etrafa dağılan birkaç notumu toplayıp kaldığım yerden o köşeden devam ettim yoluma. Yüreğimi orada düşürdüğümün farkına bile varmadan devam ettim. İşyerine ulaşmıştım biraz rötarlıda olsa ama ne iş umurumda nede başka bir şey. Sadece gözleri sadece o masum yüzü vardı aklımda. O günü nasıl akşam ettiğimi bir ben bir Allah bilir. O gece o gece sanki ömrümün en uzun gecesiydi. Dışarıda inceden yağan yağmur tanelerinin cama vuruşunu izliyordum pencere önünde. Her damlası yüreğime vuruyordu aslında; damla damla akıyordu içime bir şeyler. O gece hiç uyuyamadım. Sabah olmak gün yeniden doğmak üzereydi. Kalktım banyoya gittim. Elimle su serptim yüzüme ayılmak için biraz olsun. İlk defa bu kadar uzun süre kalmıştım aynanın karşısında. Ve ilk defa ıslık çalıyor, saçlarımı özenle tarıyordum. O’nu tekrar görebilmeyi diliyordum içimden. O gül yüzü tekrar görebilmeyi. Erkendi vakit iş için ama duramıyordum yerimde çıktım evden. Ağır adımlarla ilerliyordum o köşeye doğru. Sokak çok sessizdi. Ayak seslerimi duyuyordum sadece ve birkaç kuş sesi. Yaklaşıyordum gitgide o köşeye ve yaklaştıkça artıyordu kalp atışlarımın hızı. Dizlerimi bir titreme almıştı; soğuk, soğuk terlemeye başlamıştı bedenim. Nihayet gelmiştim o yere bekliyordum dört gözle O’nun gelişini. Yavaş, yavaş hareketlenmeye başlamıştı artık yollar. O bekleyiş ömrümün en uzun bekleyişiydi sanırım. Dakikaları hatta saniyeleri sayıyordum. Bir saatten fazla olmuştu oraya geleli ama O hala gelmemişti. Bekledikçe hem heyecanım artıyor hem de umutlarım tükeniyordu parça, parça. Umudum iyice tükenmiş O gelmemişti. Tam köşeyi dönüp işime gideceğim sırada O çıkıverdi karşıma. Bu sefer çarpışmamıştık. Bana gülümsedi. Allah’ım o ne tatlı bir gülüştü öyle. Bende güldüm O’na bakarak ve dün için özür dilerim dedim. Önemli değil dedi bana tatlı bir tebessümle. Dilim damağım tutulmuş kelimler boğazımda düğümlenmişti artık. O’na O’nu tanımak istediğimi O’nu tekrar görmek istediğimi söylemek istiyor fakat bir türlü cümleleri toparlayıp kuramıyordum. Tüm cesaretimi toplayıp sizinle bir yerde oturup çay içebilir miyiz diye sorabildim zorda olsa. Yine o tatlı gülüşüyle: Tabiî ki dedi. O’nunla beraber bir cafeye gidip oturduk. Hala tir, tir titriyordum heyecandan. Gözlerimi bir türlü alamıyordum gözlerinden. Zorlada olsa onunla konuşmaya çalışıyordum. Çok tatlı bir konuşma şekli vardı her sözü yüreğime işliyor aklımı başımdan almaya yetiyordu. Laf lafı açıyor birbirimiz hakkında konuşuyor neler yaptığımızdan bahsediyorduk. Zaman kısıtlıydı ama. Kalkmak için izin istedi. O’nu tekrar görmek istediğimi söyledim utana sıkıla. Bana çantasından çıkardığı kartvizitini verdi bende O’na telefon numaramı verdim. Tekrar görüşmek üzere diyerek vedalaşıp ayrıldık. Ömrümün en güzel anıydı o an ve en unutulmaz. Bu şekilde başlamıştı konuşmalar, görüşmeler, telefonlaşmalar. Hayatımın en mutlu anlarını O’nunla konuşup görüşürken geçirmiştim. Aylar geçti aradan ve O’na artık kopartıp atamayacağım bir bağ ile bağlanmıştım. O’na açılmak ne hissettiğimi söylemek istiyordum O’nun için. Bilmesini istiyordum bütün duygularımı. Hafta sonu tekrar görüşecektik ve O’na evlenme teklifi edecektim Heyecanla gittim buluşma yerine buluşma yerimiz o köşeydi. Ve o cafeye gidecektik yine ve ona orada söyleyecektim O’nu çok sevdiğimi. Kalbimi bıraktığım o köşede. O artık vazgeçilmezimdi benim örümdü. Onsuz bir dakika bile nefes almak istemiyordum. Hep Onun yanında olmak hayatımın geri kalanını onunla geçirmek istiyordum. Heyecandan ölmek üzereydim. Yine dakikaları sayıyordum garip bir korkuyla. Arkamı dönüp sürekli gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Tam o sırada bütün güzelliğiyle geldiğini gördüm karşıdan. Beni görünce bana doğru koşmaya başlamıştı. İşte tam o sırada acı bir fren sesi yüreğime çarpmıştı. Biranda o gül yüzü kan içinde kalmış önüme düşüvermişti yüreğim. Avazım çıktığı kadar bağırıyor yardım istiyordum etraftakilerden. Kalbimin yüzü kanıyor yardım edin yardım edin ne olur. Yardım edin bana. Oracıkta gidivermişti ruhu melek olupta. Hastaneye bile götüremeden gidivermişti ömrüm. Ellerimden kayıvermişti, süzülüp gitmişti canımın canı Kalbimi o köşede bulmuştum ve şimdi de o köşede kaybetmiştim Sonrası........................................... ....... O’ndan sonrası hiç olmadı -aLıNTıDıR- | ||
|
|
|
|
|
#2 | ||
|
SaFaKUyGuR
|
çok güzel sağol berna
__________________
"Söylesem tesiri yok; Sussam Gönül razı değil..." fuzuli Gün gelirde merak edersen içerde yaşanılanları Boşuna bakma paspasın altına. Anahtar orda degil; anahtarı güneşe aşık olan bir yıldıza verdim Tanımadan sevmenin yalan oldugunu görsün diye.. © şafak!!! ™
| ||
|
|
|
|
|
#6 | ||
![]()
|
mrb bu hikaye çok gsl olmus isminis sanırım bernaymıs emeğinize sağlık bende deniz
| ||
|
|
|