Konu: Nereye Kadar
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 11-23-2007, 15:02   #2
ZEYNEP
ADMİNİYE
Standart Azİz Nesİn-SUSARAK-şiirleri

SUSARAK
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....



KENDİME ÖĞÜT
Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal ...

ŞİİRE TUTUNMAK
Yok başka hiçbir umarın
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun
Yada şiir tutunmak

O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak.


ACILI GECENİN BİTİMİNDE
Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı duymak istiyorum
Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
Tenine ilk dokunduğum zamanki
Elini ilk tuttuğum
Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
Kanı geçiyor kanıma sandığım
Öyle bir değdin ki varla yok arası
Ve yanarken ateşten ellerim
Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
O ılıklığa değinmek yerine
Uzak düşlerde olsa da yeter
İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir değini
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı koklamak istiyorum
Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
Kulak memelerinde şebboy
Saçlarında o koku
Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
Her yel estikçe getirir düşlerime
Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
Bir yel esmiş mi esmemiş mi
Bir kıpı dal oynasa
Bir yaprak kıpırdasa
Duyulur duyulmaz olsa da
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir koku
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı tatmak istiyorum
Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
Ağzımda dilimde damağımda
Bir buruksu mutluluk sandığım
Salt benim diye aldandığım
Kendi yalanlarıma kandığım
Arttı yaşadıkça duyduğum acı
Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir tat
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı


EN UZUN MARATON
Yüz metrede beni herkes geçer
Dörtyüz metrede pekçokları
Geçer çoğu sekizyüz metrede
Ama ben bırakmam yarışı

Beni bin metrede geçersin
Ben yine koşarım
Onbin metrede öndesin
Koşarım ben yine
Yirmi kilometrede geçersin
Hep koşmaktayım

Otuz kilometrede
Kırk kilometrede de geçersin
Ben koşuyorum hâlâ
Ama ellinci
Yada altmışıncı kilometrede
Soluğun tükenip bir yerde
Dayanamaz düşersin

Bak koşuyorum hâlâ
Çünkü ben bir yaşam maratoncusuyum
Bu yüzden yaşamın en yalnızıyım
Bu sonsuz yarışın sonunda
Beni geçemezsin
Ölümün en büyük ödül olduğunu bilemezsin
Yine ben olurum ilk göğüsleyen ölümü


SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM
Seziyorum ki kaçacaksın..
Yalvaramam koşamam
Ama sesini bırak bende
Biliyorum ki kopacaksın
Tutamam saçlarından
Ama kokunu bırak bende
Anlıyorum ki ayrılacaksın
Çok yıkkınım yıkılamam
Ama rengini bırak bende
Duyumsuyorum ki yiteceksin
En büyük acım olacak
Ama ısını bırak bende
Ayrımsıyorum ki unutacaksın
Acı kurşun bir okyanus
Ama tadını bırak bende
Nasıl olsa gideceksin
Hakkım yok durdurmaya
Ama kendini bırak bende.

YOKLUGUNDAKI SEN

Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım
Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibesbin kilometreden

ÖLÜME EGILMEK

Uyumaya değil
Rüyalarıma gidiyorum
Orada yaşayacağım isteğimce
Uyanıkken hiç yasayamadığım

Hepsi de gençti güzeldi
Sevdim sevildim diye aldanarak
Son gördüğüm onlar olacak
Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım

Ölüme değil
Sonsuzluğa gidiyorum
Orda dinleneceğim gönlümce
Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim

Kalemim yine elimde
Kağıtlarım da önümde
Son uykusunda düşecek başım
Sağlığımda hiç eğmediğim

ARKADASIM BADEM AGACI

Sen agaclarin aptali
Ben insanlarin
Seni kandirir havalar
Beni sevdalar
Bir iliman hava esmeye gorsun
Dusunmeden gelecek karakis..
Acarsin ciceklerini ..
Bense hayra yorarim gordugum dusu...
Bir guler yuz bir tatli soz..
Acarim yuregimi hemen
Yemise durmadan carpar seni karayel
Beni karasevda
Hemde bilerek kandirildigimizi
Kacinci kez balanmisiz bir olmaza
Koo desinler bize saskin
Sonu gelmesede hic bir askin
Acalim yinede ciceklerimizi
Senden yanayim arkadasim
Havani bulunca ac ciceklerini
Nasil aciyorsam yuregimi
Belki bu kez kis olmaz
Bakarsin sevdan dus olmaz
Nasil vermissem kendimi son sevdama
Vur kendini sende bu guzel havaya

Çoğalmak

Kalabalikta kalabalikça yalnizlik
Yalnizladikça birbirimizi
Haydi çogalalim
Çogaltarak kendimizi

Bir canim çogal da bin can ol
Isit yaslilarin yalnizliklarini
Ilinsin üsümüslügü birakilmislarin

Çogalin dudaklarim çogalin sonsuz
Öpün bütün aglayan çocuklari kimsesiz
Çogal gözlerim çogal
Gör bütün görmeyenlerde yapayalniz
Ellerime tutunun ellerime çogalin
Oksayin sevecenlikle çocuklari
Hiçkirirlarken uykularinda bile

Aziz NESIN (Sondan Basa)
Feneryolu 25.02.1977


Okul

Mapus dami bana çok sey ögretti
Ama en çok sabretmeyi
Yalnizken kalabalik olmayi
Kalabaliktayken de kendimle kalmayi
Ve sürekli kavga edip
Durmadan kendimle barismayi
Hiç göcünüp yüksünmeden
Ihanetlere katlanmayi
Bes metrede besbin metreyi yürümeyi
Ve duvarlarin darliginda
Dünyalari dolasmayi
Ve hepsinden de çok
Bütün yuvarlaklari yüregimde bileyip sivriltmeyi
Insan olmayi insan olmayi

Aziz Nesin (Sondan Basa)
Adam Yayinlari
Üsküdar 1949

Boşuna

Sen yoksun.........
Bosuna yagiyor yagmur...
Birlikte islanmayacagiz ki.....

Bosuna bu nehir......
Cirpinip pirpirlanmasi.....
Kiyisinda oturup goremeyecegiz ki...

Uzar uzar gider..
Bosu yorulur yollar..
Birlikte yuruyemiyecegizki..

Ozlemlerde ayriliklar da bosuna
Oyle uzaklardayiz..
Birlikte aglayamayacagiz ki

Seviyorum seni bosuna..
Bosuna yasiyorum
Yasami Bolusemiyecegiz ki ...


BİTKİ OLACAKSAM

Bitki Olacaksam
Çayır çimen olayım
Aman baldıran değil
Yol altında kalacaksam
Gelin arabaları geçsin üstümden
Çelik paletler değil
Üstümde çocuklar koşuşsun
Ne kaçan ne kovalayan
Askerler değil
Kerpiç yapacaksanız beni
Okullarda kullanın
Ceza evlerinde değil
Soluğum tükenmez de kalırsa
Islık öttürsünler
Aman ha düdük değil
Kalem yapın beni kalem
Şiirler yazın sevgi üstüne
Ölüm kararı değil
Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında
Sakın ola ki
Silahlarda değil.
__________________
WwW.SaNaLDa1NuMaRa.CoM

ZEYNEP isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla