Bir Erkeğin Kadini Olmak
|
|
Güzel bir Haziran sabahıydı. Güneş alabildiğince parlak martılar alabildiğince coşkulu. Derinden derine genzime dolan iyot kokusuna bahçedeki güllerin kokusu karışıyordu. Erken uyanmış ve sessizliğin içine sığınmış olan gizemi dinlemiştim sabahın alacasında. Nasıl da güzel nasıl da masumdu o saatler.
Bir fincan sade kahveyle birlikte balkona çıkarak oturdum bir süre. Ne kadar zaman geçtiğinin farkında değildim ki tam o sırada sokağın öbür ucundan yükselen ````taze gevrekkk boyozzzz```` diye bağıran simitçinin sesiyle kendime geldim. gülümseyerek aşağı seslendim. ````Bir gevrek bir de kaşarlı getirir misiniz? ```` Kapıdan siparişlerimi verdi simitçi. Sıra çaya gelmişti. Sıcacık bir fincan çay... Kendime ziyafet çekiyordum. Biraz daha oyalandıktan sonra radyoda müzik dinlerken uyuyakalmışım. Telefonun çalan ziliyle kendime geldiğimde saatin 15.30 olduğunu farkettim. Bir yılın koşturmacasının ve yorgunluğunn acısı mı çıkıyordu ne ))
Kulağımda o güzel insanın sesi ````Eylül gelmek üzereyim hazırlan ve aşağı in```` diyordu. ````Tamam```` dedim ve kendime gelmek için soğuk bir duş alarak hızla giyinip aşağı indim. Ben gel demiyordum artık. Çağırmadan gelen biri vardı hayatımda. Yüreği güzel biri.
````Hadi bakalım seni kaçırıyorum bugün nereye gidelim```` dedi gülümseyerek. ````Sen nereye istersen````dedim.
````Arabalı vapurla Urla``ya geçelim mi```` dedi. Hiç gitmemiştim ve bir çocuk edasında ````Dondurma da alır mısın```` dedim. Gözlerine kadar yansıyan o içten gülümsemesiye göz kırparak ````Alırım tabi almaz mıyım hiç```` dedi.
Tüm kaygıları yok olmuş huzurlu bir çocuk gibi sevinçle gülerek el çırptım. Vapur kalkmak üzereydi. Arabalı vapurdan girerek bize gösterilen yerde arabayı durdurduğumuz anda arabanın kapısını açarak ````Hemen geliyorum vapur kalkmadan sana dondurma almalıyım```` diye fırladı dur nereye bile diyememiştim.
Onun bu yüreğini güzel yüreğini seviyordum işte. Beni üzmemek mutlu etmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor konuşurken kelimelerini dikkatle seçiyordu.
5 dakika sonra koşarak geldi gri-elâ gözlerinde yaramazca kahkahalarla. Elinde 2 dondurma vardı. ````Çocuğu sakın ben gelmeden kapağı kapatma aşkıma dondurma alacağım diye kandırdım ```` dedi. Yanağına içten bir öpücük kondurarak teşekkür ettim. Yüzümü avuçlarının içine alarak ````sakın bir daha bana yaptığım bir şey için teşekkür etme sen en güzel şeylere layıksın ve ben seni üzmek istemiyorum. Üzülmeni istemiyorum ````dedi. Eğilip tekrar bir öpücük kondurdu gülümseyerek.
Hayat buydu işte. Birilerinin özen göstermesi ve sevgiyle sarılması. Ne çok özlemiştim böyle bir duyguyu. Böylesine katıksız çıkarsız ikinci tekil şahısların içinde bulunmadığı bir birlikteliği. Beni nasıl mutlu edeceğini şaşırıyordu. Kendi dondurmasının da neredeyse hepsini bana yediriyordu. ````Hadi gel```` dedi elimden tutarak. ````Denizi izleyelim birlikte.````
Hiç bir şey için ````hadi gel```` demiyordum. ````Şunu yapalım mı```` demiyordum. Benim için beni düşünen biri vardı artık.
İçim dolu dolu şefkate ve güvene susamış bir çocuğun safiyetiyle arabadan dışarı çıktım. Ellerimi ellerine uzatırken O kolunu belime sardı ve küpeşteye dayanarak denizi izlemeye başladık. Bıcır bıcır konuşuyorduk ikimiz de. İzmir``in tatlı imbatı sarıp sarmalamıştı yüreklerimizi. Ben O``na O da bana yaslamıştık yüreklerimizi ve iki yaralı kuş gibi birbirimizden güç almaya çalışıyorduk. Zaman nasıl geçtiyse vapurun iskeleye yanaştığını farkettik. Tekrar arabaya koşturduk ve Üç Kuyular``dan yolumuza devam ettik.
Açık pencereden rüzgâr saçlarımı dağıtıyor arada bir bana dönerek ````fıstık```` diyordu. Mutluydum. Sanki ömrümün her anını bu saniyelere sığdırmıştım ve hiç bitmesin istiyordum. Şarkılar söylüyorduk birlikte ve bu şarkı senin olsun diye benim için hiç akla gelmedik şarkılar tutuyordu. Beğenmiyordum ve kavga ediyordum. O ise halime gülüyordu. Biz çocuklar gibi şendik ))
Yol kenarında bir restorantın önüne aracı park ederken ben tıpkı bir çocuk gibi ````Bak bahçeye```` diye çığlık attım. ````Ne var```` dedi. ````Salıncaklar```` dedim. Yüzüme bakarak güldü ve ````Tamam```` dedi.
Sessizliğin sesini dinliyordum. Yeşilin her tonunun bulunduğu bu bahçede huzur iklimi hakim olmuştu her yere ve her şeye ve gönlüme. Kötü günler geride kalmıştı artık. Yaralar kapanmış acılar dinmişti. Izgara köfte istedik yanımıza gelen garsondan. Bir de koca bir şişe su. İçimiz yanmışcasına şükrederek suyu içtik. Bir yudum sevda tadındaydı sanki. Ne geçmiş ne de gelecek yoktu aramızda. Sadece anı yaşıyor ve tadına varmaya çalışıyorduk sindirerek tüm hücrelerimizde hissederek.
Sürekli bana patates ve köfte yediriyordu kendi tabağından. ````Hey Allah``ım```` dedim kendi kendime. Nasıl da nazlıyor nasıl da şımartıyordu beni.
Yemekten kalktık ve Urla``ya doğru yola devam ettik. İkimizin de mesut olma hevesi vardı. Ah İstanbul``u söyledik birlikte. Konserde ve daha sonra defalarca dinlemesine rağmen. Karşıdan deniz görünmüştü ve O gösteriyordu bana. Benimse gözüm O``nda. Hani derler ya geminin dümeninde olmak diye. Evet... dümende o vardı ve ben sadece nazlı bir yolcuydum. Denize tepeden bakan bir kır kahvesinin kerevetinde sırtını kocaman yastığa yaslayarak uzanırken beni de göğsüne yaslamıştı. Yeşil mavi beyaz ve düşlerimin gerçekleşmesi. Çay istedik ama o ben şarap içmek istiyorum diye tutturunca garsona seslendim. Fakat şarap yoktu gelecekmiş. ````Evde içeriz balkonda```` dedim. ````Peki```` dedi.
Başım göğsünde O ise mırıl mırıl bana denizi yeşili gökyüzünü yıldızları anlatıyordu. Ben değil O anlatıyordu. Arada bir ````Ben senin neyinim```` diye soruyorum çocuksu bir edayla. Yüzüme bakarak ````Kadınımsın ya```` diyor. Mutlulukla kapanıyor gözlerim ve başım göğsüne düşüyor.
Pırıl pırıl gökyüzü ve durgun çarşaf gibi denizi yeşilliklerin arasından izliyorduk tabiatın güzelliğine saygı duyarak. Tam bu sırada Yeşilliklerin arasından meee diye sesler gelmeye başladı. Gözlerimin içinde alaz alaz kıvılcımlanan bir afacanlıkla ``Aaa arkadaşların gelmiş seni çağırıyorlar`` dedim. Aynı afacanlıkla ``Keçiler mi`` deyince ikimiz birden gülmeye başladık. ``Keçisin işte keçi keçi`` diyerek bir yandan da onu gıdıklıyordum. Gamsız tasasız çocuklardık biz.
``Kalkalım mı can`` dedi. ``Kalkalım keçim`` dedim gülerek. Arabaya geçtik ve dönüş yolunda otobanların bulunduğu yere yaklaşırken yaramaz çocuklar gibi ``Ne dersin bağırtalım mı şunları arkamızdan`` dedi. Anlamayan gözlerle bakarken birden gaza basarak yan taraftan bilet almadan fırladı araç. Arkamızdan kırmızı ışık yanarak siren sesleri çıkarıyor O ise çocuklar gibi kahkahalarla gülüyordu. ``Kaçtık işte bak`` diye gülüyor ve ``nasıl ama fıstık`` diye göz kırpıyordu.
Hayatımda yaşamadığım bir günü çocuksu yaramazlıklarla süslemiş ve bana armağan etmişti.
Nihayet Üçkuyular``daki vapur iskelesine geldiğimizde vapurun kalkmak üzere olduğunu gördük ve aceleyle vapurdaki yerimizi aldık. Akşam olmuş ve gün bitmek üzereydi. 20:00 de vapur hareket etti. Aracın kapılarını açarak ``hadi gel`` diye elimden tutarak dışarı çekti. Yürüyor muydum yoksa bulutların üzerinde miydim bilmiyorum. Fakat gerçek olan bir şey vardı ki o da yaşıyordum... Hem de dolu dolu doyasıya değil.
Küpeşteye yaslanarak denizi ve karşı kıyıyı izlemeye başladık yine. Bu kez manzara çok farklıydı. Karşıdan Konak görünüyor ve ``Şu yüksek bina Hilton değil mi`` diye bana soruyordu.
Birden karşıdaki binaların camlarını gördüm ve çığlık çığlığa ``Bak cannn... Kaç tane güneş var karşıda görüyor musun? Güneş evlere misafir olmuş`` diye altın renginde alev alev yanan camları gösterdim. ``O evlere mutluluk dolmuş can`` diye cevap verdi. Paylaşıyorduk hem de aynı anda aynı duyguları. Bu harika bir şeydi.
``Koş`` diyerek elinden tutup çekiştirmeye başladım. Hiç itiraz etmeden benimle koşuşturmaya başladı. Bir yandan da söyleniyordum. ``Bu ışıklar nedir biliyor musun can? Gün batıyor demektir.``
Şimdi güneşin batışını izleyecektik birlikte. Hemen küpeştenin diğer tarafına geçtik ve hayranlıkla günün ufukta kayboluşunu gökyüzünün yangın yerine dönüşünü izlemeye başladık. Başım omzunda kollarıyla belime sarılmış nefesimizi tutarak bu muhteşem tabloyu bozmaktan korkarcasına bakıyorduk. Bir meydan savaşının son demlerinde iki sevgilinin ayrılmak istemeyerek koparcasına haykırışları gibiydi ufuk.
``Sancılı bir doğum gibi sanki`` dedim. ``Şafakta kavuşurlar üzülme`` dedi. Başımı kaldırdım gülümseyerek eğilip burnumun ucuna bir öpücük kondurdu. ``Bak ısırırım burnunu görürsün bana öyle derin derin bakma`` dedi göz kırparak. Daha da sokuldum tıpkı bir kedi yavrusu gibi.
Hafif bir sesle ``Dönülmez Akşamın Ufkundayım`` şarkısını mırıldanmaya başladım. O da bana eşlik ediyordu. Yine ruhlarımız birbirinde kaybolmuş yine duygularımız birbirinde erimişti ve zaman nasıl geçmiş anlayamamıştık. Vapur iskeleye yanaşmıştı.
Bostanlı iskelesinde ayrıldık vapurdan. Eve doğru ilerlemeye başlamıştık ki yoldaki hali geldi aklıma gülümsedim. Urla``ya doğru giderken yol kenarına dizilmiş olan meyve satan tezgâhları görmüş ve ``Benim canım muz istedi alalım`` demşti. Bir sonrakinden alırız derken bir daha da rastlamamıştık. ``Yemezsem ölürüm muz alacağım`` diye tutturunca Migos``un önüne arabayı pak ederek içeri girdik. Bir şişe Villa Doluca ile birlikte bir paket de çikolata aldı. Gülerek ``aşermiyorsun değil mi`` dedim. Güldü ve ``Belli mi olur`` dedi.
Çıkışta çerez de alarak eve doğru ilerledik. Balkonu yıkayarak o günün güzelliğinin devamı gibi şaraplarımızı yudumlamaya başladık. Bahçeden gül kokuları yukarıya kadar tırmanıyordu ve sessizliğin sesini
dinliyorduk.
Martılar yine üzerimizde dans ediyor ve şarkılar söylüyordu. Bir ara öylesine çığlıklar atmaya başladılar ki ``Gidin başka yerde kavga edin be`` diyerek seslendim. Güldü içtenlikle sandalyeye iyice yayılarak. Arada bir uzanıp kabuklarını temizlediği fıstıkları uzatıyordu bana yemem için.
Şaraptan mıydı yoksa mutluluktan mı bilmem başım dönüyordu. İçeriden hafif bir müzik sesi yükseliyor ve ikimizi de sarıp sarmalıyordu.
Berlin grubunun söylediği TOP GUN parçasının mükemmel ezgisi ile dolmuştu balkon. ``Hadi gel`` dedi elimden tutarak. Hiç soru sormadan kalktım.
Gece mehtap yıldızlar ve biz... Başım göğsünde dansediyorduk. Yine başımı kaldırarak sordum.
``Ben senin neyinim can?`` ``Kadınımsın kadınımmmm...``
BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK...! ! !
Eylül GÖKDEMİR...17.06.2007
__________________

WwW.SaNaLDa1NuMaRa.CoM
Konu Eylül Gökdemir tarafından (09-30-2008 Saat 11:37 ) değiştirilmiştir..
|