Ve bir gün gittin...
Hayat hızla geçip gidiyor ellerimin arasından işte. Bense bir evin bir köşesinde yalnızlığımla baş başayım. Yaşanmamış zamanlarım

sonu olmayan öykülerim var şimdi. Kaybettiğim mevsimlere eklediğim sahipsiz gecelerimde

yorgun

umutsuz

hayalsiz zamanları tüketiyorum. Bana eşlik edense sadece duvardaki gölgelerle sözlerini bile duyamayacağım kadar uzaktan gelen hoş melodiler...
İçimde gizli kalmış sevinçler

açığa çıkmayacak heyecanlar

belki de hiç bir zaman hayata geçiremeyeceğim mutluluk formüllerim var. Kimseler bilmiyor

bense kimselere anlatmıyorum artık. Her şeyde

her yerde

her an aradığım maviyse terk edeli çok oldu beni. Oysa aşkın

umudun

hayalin rengiydi mavi benim için. Tek kelimeyle anlat bana aşkı dediklerinde söylediğim renkti o...
Çok sevdiğim şarkılarında sesi kısıldı. Dinlediğimde her söz canımı acıtıyor. "Batıyor ama acıtmıyor senin sevdan" diyor

ama ben o acıyı yüreğimin en derininde hissediyorum. Çok konuşan ben

konuşmak için çıldıran ben

uzun sessizliklerin adamı oldum. Ağzımdan çıkacak sözcüklerin neler olabileceğini bilmiyorum

belki de ondan suskunluğum. Bilemiyorum

belki en doğrusu bu...
Hiç böyle olmadım ben. Yaşama böyle yılgın

böylesine soğuk

böylesine uzaktan bakmadım. En soğuk kışta bile hiç kimsenin görmediği güneşler ısıtırdı beni. Karda çiçekler açtırırdım. Çünkü sen vardın. Sen aşktın

sen Maviydin

sen güneştin

sen rengarenk çiçektin

sen yüreğimde isyan

sen ruhumdaki ateştin. Sen gülüşlerimin adı

sen göz yaşlarımın anlamıydın. Sen hayatımdın

sen hayattın.
Ve bir gün gittin. Gitmek istiyordun

gittin. Bahanelerin vardı

ardına sığınacağın haklı nedenlerin vardı. Gidişine izin verip vermemem önemli değildi senin için.. Umursamadın da zaten.. Ve gittin ve ben yok oldum. Oysa ne çok sevmiştim seni. Senin verebileceğin hüzün demek ki böyle acı bir şeymiş

öğreniyorum. Acı veriyor

zor oluyor

canımı yakıyor ama öğreniyorum...
Yüreğimdeki ateş söndü

yerinde buzdan bir kütle var artık. Baharlarsa öylesine uzak ki bana...