Ne öpmelerdir yüreği serinleten ne de gelmeler...
Sonsuz bir ümitsizlik sarar sarmalar bedenimi yüreğim üşürken...
Delidir sevmelerim

delidir özlemlerim bu gönül bende varken...
Ha bugün

ha yarın derken geçti zaman...
Bu son demidir ömrün kayıp gitti elimden an...
Benden geçti artık

ensemde hissediyorum o melun nefesi...
Ne sevmeler yakın artık bana ne yarin sesi...
Sanırım konacak dudaklarıma o soğuk nefesi...
Bir veda busesi sessizliğinde içeceğim ecel şerbeti...
Şimdi bir hazan mevsiminin tam ortasında durmuş bakınıyorum...
Beklentiler sona ermiş

hasat kaldırılmış tarladan...
Ürün varmış

yokmuş

ne tasa ne gam...
Arkamı dönüp bakmaya korkuyorum
Elimde kalan bir yığın hatıra...
Boş bir çerçeveden bana gülümseyen

yarım kalan
Korkuyorum tıpkı küçücük bir çocuk gibi
Ve... öylesine üşüyorum ki yalnızlığımda
Kat kat örtsem de üstümü çenelerim birbirine vuruyor
Ve sessiz çığlıklar atarak

yastığa gömüp başımı
kimseye duyurmadan ağlıyorum...
Gözyaşlarımı içiyor acımasızca geceler...
Sabahlara gülümseyen bir maskeyle kalkıyorum
Nasıl bir şeydir yürekte gülümsemek...
Hiç dikkat etmedin mi gözlerime...
Gülümsemelerim takılıp kalmış dudaklarımın bir köşesine...
Sanırım bir kavşakta durdu ve beni es geçti hayat
Kim bilir

belki de korkularımın esir aldığı bir meczup
Bir yaralı ceylandır kalbim...
Anlaşılan korkuların esiriyim ben
Yaşamak nedir bilmeyen...
Keşke hançer yarası

kurşun yarası olsa söylenen...
Yürek yarası berbattır

ölüme götüren...
Amansızdır

iyileşmek nedir bilmeyen...
En kötüsü değil midir o dediğin
Tavsiye edersin bilmem neden...
Yaşamak... Ölmek... Sürünmek...Kanamak...
Susamak...Sus-mak...Sus-turulmak...
Öylesine çoğaldı ki yalnızlığımda kimsesizliğim...
Kendi kalabalığımda boğuluyorum şimdi de ellerim havada...
Teslim bayrağını çektim artık

ne umudum kaldı ne de sevda
Eylül Gökdemir...11.04.2007