Neden azalmıyorsun bende?
Neden gidişin dün gibi?
Neden sana yazdığım her yazı

hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim... Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim... ve şuna emin ol; hiç kimse

yok’ken bu kadar sevilmedi... Benim karşıma “aşk” diye bu sonucu çıkaran

yarım kalmış’lıktan başka bir şey değil

bunun farkındayım...Ama iyi ama kötü

bitmeli her hikaye! Sen bitmedin..... Bitmeyensin... Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü...... Ben yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam... unutamam..... içimde sızısı kalır.
Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı! Biz bunu başaramadık

ayrılamadık! Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan

yarım kalmışlığındır...O gecenin sabahında

ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum... Anlamıştın benim soyut’ a tutkun olduğumu... O yüzden gittin kim bilir... Sevilmek için

güzel hatırlanmak için

kayıplara karışmayı tercih ettin... haklıydın belki de... Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca..... Herkesin

her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim...
Ben yaşadığım hiçbir aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu yapanlar her zaman kaybeder... Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın... eğer ortada aşk denen bir şey varsa

ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz bunu başaramadık.... oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili... Farklı bir dokunuş

ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi zamanı durdurmaya..... Ben

aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan kimseyi sevemedim... Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları

yokluğunda düşlemek.... Belki de onandır

yanındaylen yüreğinin gurbetine düştüğüm bir sevgiliyi

sılasında özlemek...
Yokluğun hiç de adil değil... beni yok ediyor

seni var ediyor sevdiğim.....
Evet seviyorum seni varlığına rağmen! Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim... seni yaşamak istemiyorum! .... öyle bir sen yarattım ki sen yokken

yaşanıldığı an yitirir anlamını... sen yokken yarattığım sen

yasakladı sana dokunmamı... Sana düşman bir sen var içimde.... seni senle savaştıryorum

olan bana oluyor... Tam olarak hatırlamıyorum ama uzun zaman önce bir yerden duymuştum bu sözü

“HANİ RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜR YA? BAŞKASINDAYKEN AĞZIMIZ...” şu an varlığınla yokluğunun tezatını bu şekilde tanımlıyorum

seni senle savaştırırken mağlup olan yüreğime... Birkaç ay geçtikten sonra

daha anlaşılır bir tanım bulabilirim elbet ama şimdi gerçek olan bu; RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜYOR SEVGİLİM...
Gidişin beni yaralamadı

aksine daha bir sevilir hale geldin... Varlığındaki seni

yokluğundaki sen kadar sevemezdim... “Keşke sen yanımda oslaydın

keşke bir şeyler yapıp da seninle zamanı durdursaydık” diye hayıflanmıyorum artık..... Her ne kadar adı konmasa da bir kopuşun

her ne kadar vazgeçmeyi beceremesek de

ayrılık ihtiyaçtandı bu hikayede..Yazık! son sözü zaman söyleyecek..Yazık!bu sefer hayatın acımasız akışına bıraktık aşkı...
Ben senden kalan ayrılığa bile yas tutamıyorum adam gibi! Bunu engelleyen senin varlığın... ben bunca zaman yokluğundaki senle hayatı paylaşsaydım ve böyle bir senle ayrılığı yaşasaydım

hiçbir şiir kolay kolay hayata döndüremezdi beni... işte bu kadar güzeldir senin yokluğun... işte bu kadar ayrılğına üzülmemi engelliyor varlığın.....
VARLIĞININ CANI CEHENNEME

YOKLUĞUNU ALMA BARİ..